MAHKEMES:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 10.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; davaya konu taşınmazları davacının 1992 yılında davalı belediyeden ihale yoluyla satın aldığını,davacının taşınmazlar üzerine dükkan ve ev inşa ettiğini, davalı belediyeye keşide ettikleri ihtarnameye rağmen tapunun verilmediğini iddia ederek, inşa edilen 4 adet dükkan ve dükkanlar üzerine yapılan tek katlı evin değeri olan 10.000 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuş ayrıca davaya konu taşınmazların dere yatağı vasfında olduklarından özel mülkiyete tabi olamayacağını, bu yüzden yapılan ihalenin de yok hükmünde olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, Borçlar Kanunu’nun 66. maddesine göre sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerin kabul edilebilmesi için belirtilen zamanaşımı süresi fakirleşenin hakkını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl olarak belirlenmiş olup, davacının dava konusu yerleri 22.10.1992 tarihinde almış olduğu ve bu şekilde maddede belirtilen herhalde ibaresine göre zamanaşımı süresinin 22.10.2002 tarihinde doğduğu ve bu şekilde hak talep edilmesinin hem sebepsiz zenginleşme hem de Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen hakkın kötüye kullanılması ilkesine aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davalarında zamanaşımı 1 ve 10 yıldır. 22.2.1991 gün ve 1990/1-1991/1 sayılı Yargıtay İBK. da da vurgulandığı gibi; iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Malvarlığı henüz zenginleşene verilmeden, davalının sebepsiz iktisabından ve bunun doğal sonucu olarak geri almaya ilişkin dava hakkından bahsedilemez. Dava hakkının doğmadığı hallerde ise BK.nun 66. maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması düşünülemez.Bu bağlamda sebepsiz zenginleşme olgusunun ve zamanaşımı def’i yönünden de iade borcunun muaccel olduğu anın (BK.mad.126) dolayısıyla sebepsiz zenginleşme anının tespiti önemli olup, dava konusu yerin kimin kullanımında olduğu, öncelikle saptanmalıdır. Dava tarihinden çok önce yapılan ihale tarihinde davalının ekonomik açıdan zenginleştiği, davacının ise o anda fakirleştiği kabul edilemez. Borçlar Kanunu'nun 128.maddesi ; '' Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.'' şeklindedir. Buna göre borç muaccel olmadan zamanaşımı başlamaz.
Davacının ihale ile satın aldığını belirttiği taşınmaz üzerindeki ev ve dükkanların gerçekte hangi tarihte yapıldığı, usulünce saptanmadığı gibi, kullanımın terk edilip terk edilmediği de araştırılmamıştır. Bu hususlarda araştırma yapmadan, eksik inceleme ile yukarıdaki gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy