MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira parasının 16.02.2011 gününden başlayarak aylık 17.750,00 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde, aylık kira parasının 16.02.2011 tarihinden itibaren aylık 17.750,00 TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; 21.11.2011 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak hak ve nesafet kuralları kapsamında davanın kısmen kabulü ile dava konusu mecurun 16.02.2011 tarihinde başlayan döneme ilişkin aylık kira bedelinin brüt 12.000,00 TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; tarafların emsal göstermedikleri, davacının dosyaya dava konusu taşınmaz ile ilgili 25.10.2011 tarihli SPK lisanslı değerleme uzmanı tarafından hazırlanan raporunda davaya konu taşınmazın toplam kira değerinin 14.000,00 TL olarak değerlendirildiğini, taşınmazın çevresinde re'sen yapılan inceleme ve araştırmalarda dava konusu mecurun çevresindeki emsal dükkanların aylık rayiç kira bedellerinin brüt 10.000TL ile 12.000 TL civarında olduğu belirtilerek, dava konusu taşınmazın halihazır durumu, kullanım alanı, konumu, inşa tarzı ve kalitesi, bulunduğu semti, semt içindeki yeri, civardaki emsallerin rayiç kira bedelleri gibi etkenler göz önüne alınarak taşınmazın halihazır durumu itibariyle boş olarak yeniden kiraya verilmesi halinde tespiti istenen yeni dönemde getirebileceği aylık kira bedelinin brüt 13.500 TL olacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Anayasa Mahkemesinin 6570 sayılı Yasanın 2 ve 3.maddelerinin iptaline ilişkin 26.3.1963 tarih ve 3/67 sayılı kararı ile, 6570 sayılı Yasanın kira parasındaki “sınırlı artış” ilkesi ortadan kaldırılmamıştır. Bununla birlikte, kira parasının tesbiti yöntemini belirleyen 18.11.1964 tarih ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kira parasının “hak ve nesafete uygun” seviyede takdiri ile “sınırlı artışı” öngörülmektedir. O nedenle, kira parasının tesbiti bir sınırlamadır ve hakim kira parasını takdir ederken bunun bir sınırlama olduğunu gözetmelidir.18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca hakim bu sınırlamayı yaparken, öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, kiralananın niteliklerine göre üç kişilik uzman bilirkişiler kurulu oluşturularak bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, re'sende emsal araştırılmalı, bilirkişilerce gerekli ölçüm ve inceleme yapılıp böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, kira başlangıç tarihi, kira süreleri vb.) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi (boş olarak) halinde getirebileceği kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmedilmelidir. Bunun için, dava konusu yerin serbest koşullarda yeniden boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası bilirkişilerce usulünce saptanmalı, bilirkişi raporu mahkemece somut gerekçeler ışığında re'sen değerlendirilmeli, buna göre hak ve nesafete uygun kira parası hakim tarafından saptanmalıdır. Bilirkişilerce bu belirleme yapılırken benzer yerlerin kira sözleşmeleri incelenmeli (re'sen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) dava konusu yerle ayrı ayrı karşılaştırılarak kira parasına etki eden hususlar üzerinde durulmalıdır.Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporu, yukarıda anılan içtihada ve yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmek suretiyle hüküm kurmaya elverişli bir rapor tanzimi için mahallinde bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılarak, sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy