MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava ve ıslah dilekçesinde 7.583,63 TL maddi ve 6.500'er TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dava dilekçesinde, ...Sulama Göleti inşaatı yapım işinin davalı DSİ tarafından diğer davalı ... İnşaat Ltd.Şti'ne ihale edildiğini, diğer davalı ...'ın da taşeron davalı firmanın sorumlu şantiye şefi olduğunu, göletin yapımı sırasında ... yatağından kum ve çakıl alındığını, hiçbir tedbir alınmaksızın yapılan işlem neticesinde oluşan çukurun suyla dolduğunu ve davacıların çocukları olan ...'un suyla dolu çukurda boğularak öldüğünü, davacıların ileride görebilecekleri destekten yoksun kaldıklarını belirterek davacılar için ayrı ayrı 500,00'er TL maddi ve 6.500'er TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 13.05.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini davacı ... için 2.990,38 TL, davacı ... için 4.593,25 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı DSİ, hizmet kusuru iddiası nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, olayda kusurlarının bulunmadığını, taşeron firma yetkililerinin kişisel kusurlarının bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... ve ... İnşaat Ltd.Şti, olayda herhangi bir kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporu ile belirlenen 2.990,38 TL ve 4.593,25 TL maddi tazminat ile 7.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
1) Dava; gerekli tedbirlerin alınmaması neticesinde meydana gelen ölüm olayından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacıların müşterek çocuğu olan...'nin, davalılar tarafından gölet yapımı sırasında açılan suyla dolu çukurda boğularak ölmesi şeklinde neticelenen olayın 01.08.2004 tarihinde meydana geldiği, davacılar vekilinin dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 12.09.2005 tarihinde tazminat davası açtığı, davacılar yönünden uğranılan destekten yoksun kalma nedenine dayalı maddi tazminat isteminin, bilirkişi raporu doğrultusunda 13.05.2011 günlü ıslah dilekçesi ile artırılmış olduğu, davalıların ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiği 01.06.2011, 30.05.2011 ve 31.05.2011 günlerinden sonra 01.06.2011 ve 02.06.2011 tarihlerinde mahkemeye verdikleri dilekçeleri ile davacının ıslah talebine karşı zamanaşımı definde bulundukları anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasasının 60/1.maddesi gereğince haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davanın, zarar görenin zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren bir yılda zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmektedir. Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.
Bilindiği gibi, davacı kısmi davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını ek bir dava açarak isteyebileceği gibi müddeabihi aynı davada kısmi ıslah dilekçesi verip harcını yatırmak suretiyle de artırabilir.Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda tamamen ıslahta yeni bir dava açılmış sayılamayacağı, ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğu bunun doğal sonucu olarak zamanaşımının ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacağı, kısmi davada ise dava edilmeyen alacak kesimi için fazlaya ait hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir.( HGK 20.03.1968 gün E.9/210, K.151, HGK 23.11.1966 E.T/593, K.296 ) Buna göre, maddi tazminat isteğinin ıslah yolu ile artırılması yeni bir dava niteliğinde olduğundan, zamanaşımına ilişkin süreler yönünden ıslah tarihi esas alınmalıdır.
Davacı, gerekli tedbirlerin alınmaması neticesinde meydana gelen ölüm olayından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin istekte bulunduğuna göre, davalı ... açısından olayda uygulanacak zamanaşımı süresi Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi değil, aynı Yasa'nın 60/2. maddesinde öngörülen (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Somut olaya gelince; davacıların desteğinin taksirle ölümüne neden olmak eylemi nedeni ile davalı ... hakkında 765 sayılı TCK nın 455/1-son maddeleri uyarınca verilen cezanın zamanaşımı süresi aynı yasanın 102. maddesine göre beş yıldır. Şu durumda, olay gününden itibaren ıslah gününe kadar uzamış beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu gözetilerek ıslah edilen bölümün zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken ıslah ile artırılan maddi tazminat isteminin de kabulüne karar verilmiş olması doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir. Diğer davalı ...Genel Müdürlüğü ve ...İnşaat Tic. Ltd. Şti ise tüzel kişi olup hakkında ceza zamanaşımı uygulanamaz. Bu davalılar yönünden ceza zamanaşımı uygulanamayacağından BK'nun 60/1 maddesi uyarınca, davacıların ıslah ile artırılan maddi tazminat istemine karşı zamanaşımı itirazında bulundukları gözetilerek ve zamanaşımına ilişkin süreler yönünden ıslah tarihinin esas alınması hususu dikkate alınmak surtiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.b)Davalı DSİ'nin diğer temyiz itirazına gelince; 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 13/j maddesi gereğince genel bütçe içinde yer alan idarelerin Harçlar Yasası'nın 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemler harçtan bağışıktır. Aynı Yasa gereğince harçtan bağışık olan DSİ Genel Müdürlüğü'nün harç ile yükümlü tutulmuş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy