MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesiyle 10.000 TL, ıslah dilekçesiyle 20.342 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı eşinden ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 31/01/2008 tarihli kararı ile boşandığını, boşanma kararı ile davalıya aylık 1.000 TL nafaka ödemekle yükümlü tutulduğunu, ancak davalının müvekkilinin malik olduğu 20 nolu bağımsız bölümde oturduğunu söz konusu eşyalı dairenin kirasının 2008 Ocak ayından itibaren 500 TL olarak kararlaştırıldığını, 1.000 TL nafakanın yarısının bu kira bedelinden düşüldüğünü ve kalan 500 TL'nin davacı tarafından nakit olarak ödendiğini fakat davalının eksik ödenen nafaka borcunun tahsili için takip yaptığını ve takip neticesinde müvekkilinin 25.500 TL'yi ödemek zorunda kaldığını beyan ederek, davalının müvekkiline ait taşınmazda bedelsiz olarak oturması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01/01/2008 tarihinden itibaren şimdilik 10.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 19/06/2012 havale tarihli dilekçesi ile; davasını 20.342 TL'ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, müvekkilinin aile konutu olan evde kalmasına izin verdiğini söyleyerek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; davanın kabulü ile 20.342 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili yönünde hüküm tesis edilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, taraflar arasında açılmış boşanma davasının kabulle sonuçlandığı ve 14.05.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Tarafların evliliği boşanma kararının kesinleşmesi ile sona ermiştir.
Boşanmanın kesinleşmesine kadar haksız işgalin sözkonusu olmayacağı, ancak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren intifadan men hususunun başlayacağının kabulü gerekir.O halde mahkemece, intifadan men koşulunun boşanma kararının kesinleşme tarihinde gerçekleştiğinin (14/05/2008) kabulü ile, bu tarihten sonrası için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, 01.01.2008 tarihinden dava tarihine kadar hesaplanan ecrimisile hükmedilmek suretiyle davanın tamamen kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy