MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 6.249,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Her ne kadar, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; davanın değeri gözetilerek duruşma isteminin reddine karar verildi.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; yurtdışında yaşadığını, aynı zamanda ... ilçesi ... köyünde ikamet ettiğini; 2007 yılında bir davasına bakması için davalı (avukat) ile anlaştığını ve vekaletname verdiğini, yapacağı iş için de kendisine toplam 6970 Euro ödediğini; ancak, Türkiye'ye geldiğinde davalarının açılmadığını öğrendiğini; bu nedenle verdiği 7000 Euro'dan 4000 Euro'sunu geri aldığını, kalanın ise iade edilmediğini iddia ederek; 3000 Euro karşılığı 6249 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde; davacıya, zaman zaman danışma ve zaman zaman da dilekçe yazımı hizmeti verdiğini; ancak, adli mercilerde temsil etmesini gerektirecek bir iş ilişkisi içinde olmadığı gibi, aralarında vekalet sözleşmesinin de bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalı, 30.03.2012 tarihli dilekçesinde ise; davacının 3000 Euro alacağı yönünden, borcun senede bağlandığını; senetler teslim edildiğinde borcun da ödeneceğini, konunun değerlendirilmesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; “... davalının davacıya 3000 Euro'luk borcu olduğunu ikrar ettiği ve buna karşılık bir senet düzenlendiğini beyan ettiği, borca karşılık senet düzenlendiği, davacı tanığı ... tarafından da doğrulanmış böylece dava konusu alacağın senet düzenlenmek suretiyle ortadan kalktığı anlaşılmıştır. Senet verilmek suretiyle yeni bir alacak ilişkisi doğmuştur. Senedin ödenip ödenmediği ise ayrı bir dava konusudur. Her ne kadar senedin ödenmediği davacı tarafından söylenmekte ise de dava senede dayalı alacak davası olmadığı ve davalının senetlerin ibraz edilmediği yönündeki savunmasının aksi davacı tarafça kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Davada, vekalet ilişkisi nedeniyle davalıya ödenen paranın, edimin ifa edilmemesi nedeniyle iadesi istenmektedir. Davalı 3000 Euro'nun karşılığında senet düzenlenip verildiğini savunmaktadır. Oysa, verildiği iddia edilen ve tanık beyanında sözü edilen senedin; (davalının yargılandığı ceza davasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuyla) ...'nın (davalının) eli ürünü olmadığı saptanmış bulunmaktadır. Bu durumda, ispat külfeti davalıya geçmiştir. Davalı, kabul ettiği 3000 Euro borcun ödendiğini ispat etmelidir.Mahkemece; davalının verdiğini iddia ettiği senedin (kendi eli ürünü olmadığından) borcu söndüren (sona erdiren) bir belge olmadığı gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy