MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının taşınmazı 500 TL’ye köy senedi ile aldığını, davalıların tapuyu devretmediklerini, taşınmazı başkasına sattıklarını, aldıkları parayı iade etmediklerini belirterek denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi itibari ile ortaya çıkacak değerin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... duruşmadaki beyanında davayı kabul etmediğini, davacıyı tanımadığını belirtmiştir. Davalı ...’ın mernis adresine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, ancak davalı beyanda bulunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki tüm bilgilerden tapu kayıt belgesi ve davalı ...'ın beyanından; taşınmazın 13.10.2000'de davalı ... tarafından satınalındığı, 19.10.2010'da dava dışı bir kişiye satılarak devir ve teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Davada dayanılan 16.08.2001 tarihli sözleşme tapulu taşınmaza ilişkin olmasına rağmen resmi biçimde yapılmadığından geçersizdir. (TMK. 706, 634. BK.213, T.K. 26.maddeleri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç oluşturmaz. Bu durumda davacı, bu geçersiz sözleşme nedeni ile davalıya verdiği bedeli ancak sebepsiz zenginleşme kuralları ile geri isteyebilir.
Taraflar arasındaki hukuksal ilişki sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasfiye edilirken denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hem hakkaniyetin, hem gerçek adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verirken satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekir.
Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
O halde denkleştirici adalet kuralı gereğince davacının ödediği paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeni ile azalan alım gücünün, işçi ücreti, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs… ortalamaları alınarak ödediği tarihten dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün değerinin ne olabileceği konusunda uzman bilirkişiden nedenlerini açıklayıcı denetime elverişli rapor alınarak, arsa bedeli olarak bu miktarın tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile sadece ÜFE verilerine göre hesap yapılmış olan bilirkişi raporuna dayanılması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Mahkemece; bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak, yukarıdaki ilke ve esaslara, yerleşik Yargıtay İçtihatlarına uygun bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy