MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; ... 2.Aile Mahkemesinin 2006/245 E-2006/1207 K.sayılı kararı ile velayeti davalıya verilen müşterek küçük çocuklar için iştirak nafakasına hükmedildiğini, davacının ödemeleri ... 2.İcra Müdürlüğünün 1999/5001 E. sayılı takip dosyasına yaptığı, ancak çocuklardan 06.12.2007 tarihinde reşit olan ... için bu tarihten itibaren nafaka ödemediği, yalnızca, diğer küçük çocuk ... için nafaka yatırdığı, buna rağmen ... 3.İcra Ceza Mahkemesinin 2010/416 E sayılı dosyasında, nafaka hükümlerine uymadığından 3 aya kadar tazyik hapsine mahkum edildiği, mahkumiyet kararından sonra kendisine bildirilen bakiye 3698,65 TL nafaka borcunu ihtirazi kayıtla yatırdığını, sonuç olarak davacıdan fazladan tahsil edilen 6738,45 TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın kabulü ile davacı tarafından ... 2.İcra Müdürlüğünün 1999/5001 sayılı takip dosyasında ...'a velayeten davalıya yaptığı iştirak nafakası ödemesinin 06.12.2007 tarihi itibariyle kaldırılmasına ve dava tarihi itibariyle davacı tarafından fazla ödenen 8453,65 TL'nın ıslah tarihi olan 20.04.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, reşit olan çocuk için fazladan ödenen iştirak nafakasının istirdatı davasıdır.
İstirdat davası, İcra ve İflas Kanununda düzenlenmiş olmasına rağmen, uyuşmazlığı maddi hukuk bakımından sona erdirme amacına yönelik bir davadır. İstirdat davası normal bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödendiği iddia edilen paranın geri verilmesi istenir.İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İlk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. İkinci şart ise, maddi hukuk bakımından aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehditi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (İİK.m.72/Vll).İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus daha vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde istirdat davasının açılması gerekir (İİK.m.72/Vll). Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte 1 yıllık istirdat davası açma süresi başlar. Paranın icra dairesince alacaklıya ödendiği an, 1 yıllık istirdat davası açma süresinin başlaması bakımından önemli değildir. Borcun ödenmesi takside bağlanmışsa, 1 yıllık dava açma süresi son taksidin ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.Kanunda öngörülen süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re'sen gözönüne alınır. Mahkemenin yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK'nun m.72/Vll'de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir (HGK 2007/3-164 E, 2007/204 K, 11.04.2007 gün). Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporuna bakıldığında, davalının ilk olarak 12.08.2003-24.05.2010 tarihleri arasında, ikinci olarak, 16.08.2011-25.12.2007 tarihleri arasında, son olarak 04.10.1999-16.07.2011 tarihleri arasında fazla ödemelerin hesaplandığı, toplamda 8453,65 TL fazla nafaka ödemesi yaptığının tesbit edildiği görülmüştür.Hal böyle olunca mahkemenin, İİK'nun 72/Vll.maddesi ve 11.04.2007 tarihli HGK. kararı ışığında davacının dava tarihinden geriye doğru son bir yıl içinde ödediği fazla nafaka miktarının tesbit edilip, bu miktara hükmedilmesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.