MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.500,00 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.12.2005 tarihli 10640 yevmiye nolu satış sözleşmesi ile dava konusu aracı satın aldığını, tescil işlemleri sırasında aracın çalıntı olduğunun ortaya çıktığını ve araca emniyetçe el konulduğunu belirterek; aracın satış bedeli olan 4.500,00 TL'nin satış sözleşmesini yapan davalı noterden tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız fiile dayanan davalarda 1 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğunu, davacının davayı bu süre içinde açmadığını, davacının maruz kaldığı sahtecilik eyleminde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; davacının 17.01.2006 tarihinde aracı emniyete teslim ettiği, 1 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihte başladığı, davacının talebinin 18.01.2007 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, davalı tarafın süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Haksız eylemlerden doğan davalarda uygulanacak zamanaşımı Borçlar Yasası’nın 60. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrasında bu tür davaların, zarara uğrayan tarafın, zararı ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren bir yıl ve on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiş; aynı maddenin 2. fıkrasında da ceza yasaları uyarınca daha uzun süreli zamanaşımı öngörülen cezayı gerektiren bir eylemden doğmuş olan davalarda uzamış zamanaşımı süresinin uygulanacağı belirtilmiştir. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması gerekmez.Somut olayda davacı; dava dışı kişiden araç satın almış ve satış sözleşmesi davalı noter tarafından düzenlenmiştir. Ancak sonradan aracın çalıntı olduğu ortaya çıkmış ve araç davacının elinden alınmıştır. Satış sözleşmesi sırasında dava konusu aracın plakasını değiştirmek ve sahte olarak tanzim edilmiş kimlik kullanmak suretiyle resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile dava dışı kişi hakkında ceza davası açılmıştır.
Davacı taraf, davalı noterin satış işlemini yaparken denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmektedir. Davalı notere isnat edilen eylem, görevi ihmal suçunu oluşturur. Mahkemece öncelikle davalı noterin eyleminin Türk Ceza Yasası'nda tanımlanan görevi ihmal suçu kapsamında olup olmadığının araştırılması, eylemin görevi ihmal kapsamında kaldığı sonucuna varılması halinde uygulanacak zamanaşımı süresinin, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresi olduğuna ilişkin düzenleme gereğince, davalı noterin eylemi yönünden olayda (uzamış) ceza zamanaşımının uygulanması gerekirken, açıklanan bu yönler üzerinde durulmadan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy