MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava; yoksulluk nafakasının artırılması talebine ilişkindir. Davada; 500,00 TL olarak ödenen yoksulluk nafakasının ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı gerekçesi ile 850.00 TL'ye çıkartılması istenilmiş, mahkemece davanın kabulü ile aylık 850,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Türk Medeni Kanununun 176/4. maddesi gereğince tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması ya da azaltılmasına karar verilebilir.
Somut olayda; toplanan delillere ve dosya kapsamına göre; tarafların 1987 yılında evlenip, 2009 tarihli ilamla boşandıkları; davacı için 500,00 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği, ilamın 01.06.2010 tarihinde kesinleştiği, nafaka artırım davasının 21.02.2011 tarihinde açıldığı, nafaka yükümlüsü davalının kereste işi ile iştigal eden şirketin ortağı olduğu, net gelirinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, davacının ise ev hanımı olup annesi ve kardeşleri ile birlikte yaşadığı, ...da 3 adet taşınmazının bulunduğu, bankadaki hesabında bir miktar parasının olduğu anlaşılmaktadır.Tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayımladığı ÜFE (TEFE) artış oranı nazara alındığında mahkemece takdir edilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. O halde mahkemece yapılacak öncelikli iş; davalının ortağı olduğu şirketten elde ettiği geliri ve davacının adına kayıtlı taşınmazlardan her hangi bir gelir elde edip etmediğini etraflıca araştırmak ve hasıl olacak sonuç dairesinde Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesini de dikkate alarak uygun bir artışa hükmetmek olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.