MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 20.000 TL ecrimisilin kademeli faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının daireyi haksız bir şekilde kullandığını, davacının 21.08.2007-21.07.2010 tarihleri arasında 20.000 TL ecrimisil alacağının bulunduğunu belirterek, dönem sonlarından işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, kesin hüküm itirazında bulunduklarını, talebin yüksek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davalı vekili, temyiz dilekçesine eklediği ... Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen “beyanname” başlıklı 04.06.2012 tarihli belge ile davacının davalıya ibra ettiğini bildirmiştir. Davalı vekilinin temyiz incelemesi aşamasında ibraz ettiği belge ile davacının davalıyı ibra ettiğini iddia etmesi karşısında temyiz aşamasında ibraz edilen bu belgenin borcu söndüren belge niteliğinde olup olmadığının, mahkeme tarafından incelenip incelenemeyeceğinin öncelikle çözümü gerekmektedir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde, “Hakimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 1990 Cilt, 1 s:900; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cilt 1-II-İst.1997 s:28 ve 871).
Davanın hukuksal niteliği gereği, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge verilmişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmelidir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış böyle durumda borcu itfa eden belgenin veya dava şartının söz konusu olduğu hallerde dava sonuçlanıp kesinleşmemiş olmakla ibraz edilen yazılı belgenin dikkate alınması gerekir.
Gerçekten de, yargılamada davayı inkar eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Yine aynı şekilde taraflar arasında borç ilişkisinin varlığını ve borcu inkar eden davalının davadan sonra temyiz aşamasında ödeme yaptığı yönündeki belgeyi yine bu aşamada ibraz eden alacaklının bu talebinin de iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığından söz edilemez (HUMK. Md. 202; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.03.2004 gün ve 2004/2- 183 esas, 2004/165 karar ve 04.07.2007 gün ve 2007/13-453-2007/453 sayılı ilamları).Şu hale göre, somut olayda; mahkemece davalının temyiz aşamasında ibraz ettiği bu belgenin taraflar arasındaki davayı sonlandıran feragat ya da ibra anlamına gelip gelmediği ve sonuçta da borcu söndüren belge niteliğinde olup olmadığının yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde araştırılıp incelenmesi ve eldeki davaya etkisi üzerinde de durularak bir karar verilebilmesi için mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy