(4721 S. K. m. 4, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada; aylık 150,00 TL olarak ödenen yoksulluk nafakasının 400,00 TL'ye; 100,00 TL olarak ödenen iştirak nafakasının 250,00 TL'ye çıkartılması istenilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüyle iştirak nafakasının 200,00 TL'ye; yoksulluk nafakasının ise 275,00 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; iştirak ve yoksulluk nafakalarının artırılması talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu'nun 176/4 üncü maddesi hükmüne göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına karar verilebilir. Bu hüküm gereğince mahkemece iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerektirmesi gerekmektedir.
Somut olayda; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında takdir edilen iştirak nafakası artırım miktarı Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun olup, mahkemece iştirak nafakasının aylık 200,00 TL'ye çıkarılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece takdir edilen yoksulluk nafakası artırım oranı fazladır. Zira dosya içeriğinden; tarafların 2001 yılında evlenip; 2008 yılında boşandıkları; 14.05.2008 tarihinde kesinleşen boşanma kararıyla davacı için 150,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği; nafaka yükümlüsü davalının davacıdan boşandıktan sonra yeniden evlendiği; yeni evliliğinden 2007 ve 2009 doğumlu iki çocuğunun daha olduğu, davalının çiftçilik yaparak geçimini sağladığı, 30 adet küçükbaş hayvanının bulunduğu; aylık gelirinin 300,00 TL olarak tespit edildiği; nafaka alacaklısı davacının ise ev hanımı olup; babasından miras kalan hissedar olduğu evde ikamet ettiği; diyaliz hastası olduğu için 3 ayda bir 900,00 TL özürlü maaşı aldığı, tarafların gelir durumlarının birbirine yakın olduğu ancak davalının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısının, dolayısıyla giderlerinin davacıdan fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, özellikle ekonomik göstergelerdeki değişimle TÜİK'in yayımladığı ÜFE (TEFE) artış oranı nazara alındığında mahkemece takdir edilen yoksulluk nafakası artırım miktarı fazladır.
Mahkemece; önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik durumlarına; nafaka alacaklısının ihtiyaçlarına ve Medeni Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesine uygun şekilde yoksulluk nafakasını daha az oranda artırmak olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy