MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde aracın trafik kaydının iptali ile davalı adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı temsilcisi, davacı şirketin maliki bulunduğu ... plaka sayılı kamyonetin 2001 yılında davalıya emaneten teslim edildiğini, ancak bugüne kadar kamyonetin iade edilmemesi nedeniyle davacı şirketin tasfiyesinin gerçekleştirilemediğini, ayrıca devam eden vergi yükümlülüğü nedeniyle de mağdur olduklarını ileri sürerek; davacı şirket adına kayıtlı bulunan aracın trafik tescilinin iptaline veya davalı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin kardeşi ve ortağı olan ... tarafından alınan dava konusu kamyonetin, 11.07.2002 tarihinde dava dışı ... ’a davacı tarafın bilgisi dâhilinde satılarak teslim edildiğini, ancak davacı tarafça emaneten alınan kamyonetin teslim edilmediği iddiasıyla müvekkili hakkında adli makamlara suç duyurusunda bulunduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; “davacı ve davalı arasında yaşanan hukuki ilişki sonrası davacının dava konusu aracı davalıya devrettiği, devir sırasında resmi usullere uyularak tescil işlemi yapılmadığı ve yazılı bir sözleşmenin de bulunmadığı, davacının ... Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada aracı davalıya emaneten verdiğini belirtmesine rağmen bu hususun ispatlanamadığı ve mahkememizde yapılan yargılama aşamasında davacının şirketi tasfiye edecekleri için aracın mülkiyetinin davalı üzerine geçirilmesi ile şirket üzerindeki tescilin iptali talep edilerek kendi içinde çelişkiye düştüğü, ayrıca davacının temsil ettiğini belirttiği şirketin borçları nedeniyle dava konusu araç üzerinde birden çok haciz bulunduğu, davacının bu şekilde dava açarak daha önce borca karşılık teslim ettiği ve devrini vermediği aracın şirket adına olan tescilinin iptali ile davalı adına tescilini talep ettiği, bu haliyle davacının talebinde iyiniyetli olmadığı, hukuki menfaatinin de bulunmadığı, tescil işlemlerinin kanun tarafından resmi usule bağlandığı ancak buna rağmen davacının aracı resmi usule göre devretmediği ve emaneten verdiği hususundaki iddiasını da ispatlayamadığı, ayrıca mahkememizce verilen kesin süreye rağmen şirketi temsile yetkili olduğuna ilişkin belgeleri de ibraz edemediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu kamyonetin, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan alacağın karşılığı olarak davalı tarafa satıldığı, kamyonetin trafik kaydında yer alan haciz şerhlerinin ise bu satıştan sonra işlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.Davada, davaya konu kamyonetin davalı adına trafikte tesciline karar verilmesi talep edilmektedir. Bu istemin, idari bir işlemin yapılması için idareyi zorlayıcı nitelikte karar verilmesini içermesi nedeniyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Ancak, kamyonetin halen davacı şirket adına kayıtlı olması nedeniyle, şirketin varlığının sonlandırılamadığı, diğer taraftan bir başkası tarafından kullanılan kamyonet nedeniyle şirketin ve dolayısıyla ortaklarının vergi yükümlülüğünün devam ettiği, bu nedenle davanın ancak satış ilişkisinin tarafı olan davalıya karşı açılabilecek olduğu da gözetildiğinde, dava şartlarından olan hukuki yararın davada mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince, davaya konu kamyonetin mülkiyetinin davalıya geçtiğinin tespitine karar verilmelidir.Ne var ki; davayı açan kişi, davacı şirketi temsile yetkili olduğunu gösteren belgeleri mahkemece verilen kesin süreye rağmen dosyaya ibraz etmemiştir.
Bu nedenle, davanın, davacı şirketi temsile yetkili kişi tarafından açılmadığı gerekçesiyle yetinilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı diğer gerekçelerle de davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de; sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün gerekçesinin açıklandığı şekliyle değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.