MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 55.000,00 TL'nin fazlaya ait haklar saklı tutularak satın alma poritesi ve hüküm tarihinden faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Islah dilekçesi ile de bu miktar 255.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı ve davalı tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı asil ... ile vek.Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı vek.Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 04/06/2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı babası adına taşınmaz alımı sırasında dava dışı taşınmaz maliklerine 11.09.2001 tarihinde banka havalesi ile toplam 50 000,00 TL gönderildiğini ileri sürerek satın alma paritesi ve hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile bu miktar 255 000,00 TL’ye çıkartılmıştır.Davalı, davacının havaleler ile kendisine borç para göndermediğini, davacı oğlunun o tarihte kendisine ait parası olmadığını, gönderilen paranın her ne kadar davacının hesabından gönderilse dahi davalıya ait bir para olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, denkleştirici adalet ilkesi gereği 55 000,00 TL’nin 28.07.2010 tarihinde ulaştığı değeri 174 276,05 TL’nin karar tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsili cihetine gidilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Dava, havale suretiyle gönderilen paranın davalı tarafından iade edilmediği ileri sürülerek tahsili isteminden ibarettir. Davanın hukuki dayanağı karz ilişkisidir.
Davalı, davacı tarafından ileri sürülen olaylara karşı çıkmamış, sadece davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına taşınmaz alımı nedeniyle gönderilen paranın kendisine ait olduğunu bildirmiş ise de bu durumu ispat edememiştir. Mahkemece de baba tarafından oğluna destek amaçlı gönderilen paraların bağışlama nedeniyle artık davacıya ait olduğunun kabulü ile havale edilen paranın denkleştirici adalet ilkesi gereği ihtar tarihinde ulaştığı değerinin tahsiline karar verilmiştir.Ancak, dava munzam zararın tahsili istemine ilişkin bir dava değildir. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilir iken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemesi gerekmekte ise de açıklanan niteliği gereği denkleştirici adalet ilkesinin somut olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda davacı alacağını ise isteyebilir. Ancak temerrüt faizi de kural olarak, borçlunun temerrüdünün gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (BK. 101.maddesi) Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; davacının 11.09.2001 tarihinde davalı adına ödemiş olduğu 55 000,00 TL.nin 28.07.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline hükmetmekten ibarettir. Mahkemece, açıklanan hususlar gözardı edilerek geçersiz sözleşmelerde uygulanması gereken denkleştirici adalet ilkesi uygulanmak suretiyle bilirkişi tarafından belirlenen bedele hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy