MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Dava, hakaret ve haksız şikayet nedeniyle nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı, doktor olarak çalıştığı yere gelen davalının oğluna ait bir günlük istirahat raporunu kaybettiklerini, tekrar verilmesini isteyince okul idaresinin resmi yoldan istemesi gerektiğini belirttiğini, bu sözler üzerine davalının davacıya “sen nasıl doktorsun, seni doktordan sayan yok” sözleri ile hakaret etmek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunduğu, bu sözlerden dolayı hakaretten mahkum olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, ayrıca valiliğe şikayet edildiğini, 2010 yılı Ağustos ayında müfettiş soruşturması geçirdiğini, suç unsuru bulunmadığından dosyanın işlemden kaldırıldığını belirterek 5.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.Davalı ise hakaret etmediğini, davacının hasta haklarına aykırı davrandığını, oğlunun numara yaptığını söylediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davalının hakareti ve şikayet konusu hususların gerçekleri yansıtmadığı, hak arama sınırlarını aşacak şekilde şikayet etmesi nedeniyle davanın tümden kabulüne karar verilmiştir.Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, BK.nun 49.maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Davaya konu olayda; söylenen sözlerin niteliği, olay tarihi, oluş biçimi, olayın özellikleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde mahkemece takdir olunan 5.000,00 TL manevi tazminat miktarı çok fahişdir. Mahkemece, daha alt düzeyde tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy