MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; ... 2.Aile Mahkemesinin 2006/568 E. - 2006/1280 K. sayılı ilamı ile, müvekkilinin, davalıya aylık 2000 TL yoksulluk nafakası ödediğini; ancak, davalının 01.05.2009 tarihinden itibaren 422,97 TL ölüm aylığı aldığını, kendi evinde oturduğunu, aldığı nafaka ile birlikte gelir durumu bakımından yoksulluğunun ortadan kalktığını; müvekkilinin ise, sadece emeklilik maaşı bulunduğunu ileri sürerek; nafakanın kaldırılmasına ve 01.05.2009 tarihinden sonra kesinti yapılan nafakaların faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davalının gelir toplamının 622 TL olup, asgari ücretin altında kaldığını savunarak; davanın reddini istemiştir.Mahkemece; davanın kabulü ile, 200 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, TMK.nun 176.maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yasanın bu hükmü gözetildiğinde; nafaka miktarının değiştirilmesi yada kaldırılması isteklerinin, gelişip değişen şartlar ve hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilmesi icap eder.Somut olayda, nafaka alacaklısı olan davalının, 401,70 TL babasından dolayı dul ve yetim maaşı aldığı, başkaca gelirinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile yalnızca asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunmasının yoksulluğu ortadan kaldırmadığı, bu durumun ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınması gerektiği ilke olarak kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; mahkemece, böyle bir istemin; nafakanın indirilmesini de kapsadığı kabul edilerek; nafakada hakkaniyete uygun bir miktar indirime gidilmesi gerekirken, bu hususun düşünülmemiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy