MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava ve ıslah dilekçeleriyle 34.786,67 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 513,66 TL'lik bölümünün kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili, davalıların, müvekkillerinin mirasbırakanına ait taşınmazı haksız olarak kullanmaları nedeniyle açılan el atmanın önlenmesi davasının kabul edildiğini ileri sürerek; 14.10.1994 – 06.03.2008 tarihleri arasındaki dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000 TL ecrimisilin tahakkuk tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 05.10.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de ecrimisil istemini 34.786,67 TL ye artırmıştır.Davalı vekili, davacı tarafça taşınmaza el atmanın önlenmesi istemiyle dava açılması üzerine, müvekkillerinin de tapu iptali ve tescili istemiyle ayrı bir dava açtıklarını, ancak bu davayı reddeden mahkemenin taşınmazdaki ağaçlar nedeniyle müvekkilleri lehine hapis hakkı tanıdığını, müvekkillerinin hapis hakkı tanınan ağaçların bedelini ödenene kadar taşınmazı karşılıksız olarak kullanmaya haklarının bulunmasına rağmen red kararı ile birlikte taşınmazdaki kullanımlarına son verdiklerini, ayrıca ecrimisil talebinin de zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davalıların taşınmazdaki haksız kullanımlarına 2005 yılında son verdikleri, bu nedenle davacıların zamanaşımına uğramayan 2004 ve 2005 yıllarına ait ecrimisilden mirasbırakanlarının payına düşen miktarı talep edebilecekleri gerekçesiyle davanın 513,66 TL lik bölümünün kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.Bilindiği üzere elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.TMK. nun 701–703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla, ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK. nun 701. maddesinde “Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK. nun 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış, terekedeki hakların korunması için bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir (11.10.1982 tarih 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.Uyuşmazlık konusu olayda; davacılar, mirasbırakandan intikal eden taşınmaza, (paydaş bulunmayan) davalıların el attığını ileri sürerek ecrimisil istemiştir. Ecrimisil davası, “terekedeki hakların korunması” ile ilgili olmayıp, “terekedeki taşınmazdan yararlanmaya” yönelik bulunmaktadır. Böyle bir durumda elbirliği mülkiyetine tabi olan bir mal veya hakka ilişkin davaların, mirasçıların (ortakların) hepsi tarafından veya hepsine karşı birlikte açılması zorunludur. Davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK. nun 640/3 maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi mümkün değildir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında dosya incelendiğinde; davaya konu edilen 1/6 payın mirasbırakan ...adına kayıtlı olduğu, ölüm tarihine göre ise terekesine; mirasçıları olan davacılar ile dava dışı Vais ... elbirliği (iştirak) halinde malik bulunduğu anlaşılmaktadır.O halde mahkemece; davanın, mirasbırakanın payına elbirliği halinde malik olan mirasçıların (ortakların) hepsi tarafından açılmadığı (resen) gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçılarak işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy