MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 1000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Islah dilekçesi ile müddeabih 8190 TL'ye çıkartılmıştır. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; tarafların hissedar olduğu taşınmazı davalının 9 yıldır tek başına kullandığı, davacıları hiçbir şekilde yararlandırmadığı belirtilerek 5 yıllık ecrimisil bedeli olan 1000 TL (ıslah ile 8.190 TL)'nin faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir.Davalı vekili cevabında; tarafların kardeş olduğunu davalının bu evde aralarındaki rızai anlaşma ile anneleri ...'nın yaşlı olması nedeniyle birlikte oturması ve bakımının sağlanması karşılığında ve anneleri ölünceye dek oturmasına müsade ettiklerini, bu güne dek bir bedel istenmediğini yazılı anlaşma bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davaya konu taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi için dava açıldığı (2009/2003 E.), dava sonuçlandığından intifadan men koşulu aranmayacağı, davalının tanık beyanlarına göre 2004 yılından itibaren annesi ile ayrı oturduğunun anlaşıldığı gerekçe gösterilerek 2005-2009 yılları arasındaki dönem için toplam 8.190 TL ecrimisile hükmedilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin, 29.06.2011 tarih ve 2011/7098 E.- 2011/11296 K. sayılı ilamı ile; “Somut olayda; mahkemece, ortaklığın giderilmesi davasının açılması (2009/2003 E.) ve sonuçlanması ile intifadan men koşulunun gerçekleştiği kabul edilmiş ise de, ortaklığın giderilmesi davasının açılmış olması durumunda; o dava dilekçesinin, davalı paydaşa tebliğ edildiği tarihten sonrası için intifadan men koşulu gerçekleşmiş sayılacağından, mahkemece bu husus araştırılmadan, yazılı gerekçe ile 2004-2009 yılları için ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Gerekçesiyle” mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş ve yeniden yargılama sonucunda; ortaklığın giderilmesi davasının davacısı ve dosyamıza konu davanın davalısı olan ... tarafından açılan dava nedeniyle, kendisi aleyhine intifadan menin gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden bahisle; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Ortaklığın giderilmesi davaları çift taraflı ve taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardan olduğundan; bu davayı hissedarlardan biri olan davalı ...’nun açmış olmasının (intifadan menin gerçeklemesi bakımından) sonuca etkisi bulunmamaktadır. Zira, davalı; bizzat bu iradesini açtığı ortaklığın giderilmesi davası ile ortaya koymuştur. Artık, taraflar arasında niza doğmuş, taşınmazın kullanımı ihtilaflı hale gelmiştir. Ortaklığın giderilmesi davası açılmakla, davalı hissedarların dava konusu taşınmazda bir haklarının olduğu ve bu hakların ihlal edilmemesi gerektiği hususu kabul edilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulmakla birlikte, bozma doğrultusunda işlem yapılmayıp, yazılı gerekçe ile “intifadan menin gerçeklemediğinden bahisle” davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.