MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 8000 TL ecrimisilin masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesi ile; müvekkillerinin, dava konusu taşınmazda davalılarla birlikte hissedar olduklarını; davalıların, taşınmazı kaplama kiraz bahçesi olarak kullandıklarını, müvekkillerinin faydalanmasına ise engel olduklarını iddia ederek; 2009-2010 yılı için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar duruşmaya gelmemişler, bir cevapta vermemişlerdir.Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinin usulsüz olarak muhtara tebliğ edildiğini, müvekkillerinin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmektedir.HUMK.nun 73.maddesi hükmüne göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.Asıl olan, tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, o tarafın açık adresini (köyde ise baba adı ve doğum tarihini) gösterir, açıklamayı ve uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir.Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Tebliğin yapıldığına ilişkin, tebligat parçasında; tebliğin, Kanun ve Tüzük hükümlerinde aranan şekil şartlarına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Zira, muhatabın evde bulunmama sebebini bildiren komşunun ismine ve imzasına rastlanılamamıştır. Bu haliyle tebligat usulsüzdür. Mahkemece yapılacak iş; davalılara yeniden usulüne uygun davetiye çıkartıp, tebliğ etmek olmalıdır. Dava dilekçesinin yukarıda açıklanan ilkeler gereği davalılara yöntemince tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy