MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava değeri (6500 TL) duruşma sınırı olan 14.500 TL'nin altında olduğundan duruşma talebinin HUMK 438.maddesine göre reddine karar verildikten sonra, temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, tarafların köyleri olan ... köyü sınırları içerisinde birçok genel kaynak sularının bulunduğunu, bu genel sulardan ... ve ... sularının orman arasından çıktığını ve genel sularla birlikte köyün içindeki ... denilen dereye aktığını, bu ... ve ... sularının bir kısmının davacı müvekkilleri tarafından içme ve kullanma suyu olarak ihtiyaçları nedeniyle yayladaki evlerine hortumlar vasıtasıyla götürdüklerini, sonradan davalıların şikayetleri sonucunda müvekkillerinin döşedikleri su borularının Kaymakamlıkça söküldüğü, müvekkillerinin susuz kaldıkları ileri sürülerek, suya vaki müdahalenin önlenmesi talep ve dava edilmiştir.Mahkemece, dava konusu suların genel sulardan olduğunu, bu sulardan herkesin öncelik haklarına göre, ihtiyacı kadarını kullanabileceğini, dava konusu suların bulunduğu ... mevkiindeki su hortumlarının, Çevre ve Orman Müdürlüğünün inceleme raporları doğrultusunda ... Kaymakamlığınca sökülerek kaldırıldığını, suların dereye akar vaziyete getirildiğini, davacıların kadim hakkının ispatlanamadığını, davadan önce ... Asliye Hukuk Mahkemesince yaptırılan delil tesbiti dosyalarındaki jeolog bilirkişi raporlarına göre ... köyündeki mevcut su kaynaklarının mevcut haliyle 800–1000 kişiye yetebilecek miktarda olduğunu, kaptajla bu miktarın daha fazla kişiye de yeterli hale getirebileceğinin bildirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu sular; orman arazisi içerisinden çıkmakta olup, genel sudur. Bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. Genel sulardan kadim hakkına göre herkes faydalı ihtiyacı kadarını kullanabilir, içme ve kullanma suyu ise sulama suyuna göre önceliklidir.Kural olarak, genel sulardan kadim ve öncelik haklarının ihlal edilmemesi koşulu ile ihtiyaç oranında yararlanma ana esastır. (TMK.756) Kadim hak tarafsız mahalli bilirkişiler vasıtasıyla belirlenir. Dava iki köy arasında ise mahalli bilirkişiler komşu köylerden seçilirler. Taraflar aynı köylü ise, aynı köyden ya da aynı köyden mahalli bilirkişi bulunmaz ise, yöreyi ve niza konusu suyun kullanım şeklini iyi bilen komşu köylerden de seçilebilir.Somut olayda; mahkemece tarafsız mahalli bilirkişiler seçilip mahallinde suların en az olduğu bir zamanda keşif yapılıp, mahalli bilirkişiler keşifte dinlenmeli, davacıların dava konusu suyu sulama suyu ihtiyacı için, içme ve kullanma suyu ihtiyacı için kullanmak isteyip istemedikleri belirlenmelidir. Dava konusu sulardan başka tarafların yararlanabileceği su kaynakları varsa onların da incelenmesi yapılarak kadim hak ve suya olan ihtiyaçları belirlenerek gerekirse taraflar arasındaki nizayı kesin olarak çözümler nitelikte su rejimi kurulmasına karar verilmesi gerekirken keşif yapılmadan, sadece taraf tanıklarına ve delil tespit dosyasına göre eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.