MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 20 yıldır evli olduklarını, davalı tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verildiğini ve tarafların halen ayrı yaşadıklarını, davacının gelirinin bulunmadığını belirterek aylık 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini istemiştir.
Yargılama aşamasında davalı tarafından açılan terk nedenine dayalı boşanma davasının, nafaka davası ile birleştirilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama neticesinde mahkemece verilen hükmün, davalı/karşı davacı tarafından nafaka yönünden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 14.09.2010 tarihli bozma ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yerel mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde, temyiz talebinde bulunan davalı/karşı davacı kocanın temyiz taleplerinin yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi ve hüküm altına alınan tedbir nafakasının miktarına yönelik olması, bozma ilamında sadece yoksulluk nafakasına talep olmadığından dolayı hükmedilemeyeceğinin belirtilmiş olmasına göre mahkeme kararının yoksulluk nafakasına ilişkin kısmı dışında kalan hüküm fıkralarının kesinleştiğinden davacı tarafın tedbir nafakası yönünden bir temyizi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat konusunda usulüne uygun bir talep olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK'nun 186/3.maddesi uyarınca; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar. Yasanın 195.maddesine göre de; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler.Aynı Yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Bu durumda, hakim eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin önlemi alır.Eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi durumunda da diğer eş parasal katkı talebinde bulunabilir.Somut olayda, davalı koca tarafından 2006 yılında davacı aleyhine boşanma davası açıldığı, açılan boşanma davasının reddine karar verildikten sonra tarafların fiilen ayrı yaşamaya devam ettikleri,davacı kadın tarafından 05.03.2009 tarihinde ayrı yaşamada haklı olduğu gerekçesi ile tedbir nafakası davası açıldığı, davalı koca tarafından 13.08.2009 tarihinde yeniden açılan terk nedenine dayalı boşanma davasının iş bu nafaka dosyası ile birleştirildiği, birleştirme sonrası mahkemece yapılan yargılama neticesinde; birleşen dava yönünden, tarafların boşanmalarına, davalı eş için hükmedilen aylık 250 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar davacıdan tahsiline, asıl dava yönünden, aylık 400 TL yoksulluk nafakasının karar kesinleştikten itibaren davalıdan tahsiline karar verildiği, verilen kararın davalı/karşı davacı koca tarafından temyizi üzerine dairemizin 14.09.2010 tarihli kararı ile hükmün, gerek nafakaya ilişkin bağımsız açılan davada gerekse boşanma davasında davacı/karşı davalı kadının yoksulluk nafakası talebi olmadığı, nafaka dosyasında davacının talebinin tedbir nafakası olduğu gözetilerek dava tarihindeki tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacı kadının ihtiyaçlarını giderecek uygun bir miktarda tedbir nafakasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına, yerel mahkemece de bozma ilamına uyulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.O halde mahkemece, dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere davacı/k.davalı kadın tarafından davanın açıldığı tarihte tarafların halen evli olup davalı/k.davacı koca tarafından 2006 ylılnda açılıp redle sonuçlanan boşanma davası neticesinde tarafların halen fiilen ayrı yaşadıkları gözetilerek davacının tedbir nafakasına ilişkin talebinin, dava tarihindeki tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre değerlendirilip davacı kadının ihtiyaçlarını giderecek uygun bir miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, bozma ilamında sadece yoksulluk nafakasına talep olmadığından dolayı hükmedilemeyeceğinin belirtilmiş olmasına göre mahkeme kararının yoksulluk nafakasına ilişkin kısmı dışında kalan hüküm fıkralarının kesinleştiğinden ve davacı tarafın tedbir nafakası yönünden bir temyizi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.