MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; kendisi ile davalının 2009 yılında boşandıklarını, davalı ve müşterek çocuk lehine ayrı ayrı aylık 150,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL yoksulluk ve iştirak nafakasının hüküm altına alındığını, kendisinin işsiz olup birikmiş nafaka borçlarını ödeyememesi nedeniyle cezaevine girmiş olması, davalının da işe girip çalışmaya başlaması nedeniyle yoksulluk halinin ortadan kalktığını belirterek, mahkemece hüküm altına alınan yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılmasına, mümkün olmadığı takdirde nafakaların indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacının işten çıkartılmış olması nedeniyle düzenli gelirinin bulunmadığı, davalının ise yetim aylığı aldığı, tarafların ekonomik durumlarının boşanmadan sonra davacı aleyhine bozulduğu gerekçesiyle dava tarihinden itibaren yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, müşterek çocuk için hükmedilen iştirak nafakasının kaldırılması veya indirilmesi talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 176/3 maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2-656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları) O halde mahkemece, davalının asgari ücret seviyesinden daha yüksek bir ücretle çalıştığına dair dosyada herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından, davalının babasından aldığı aylık 279,00 TL yetim aylığının da davalı tarafı yoksulluktan kurtarmayacağı dikkate alınarak davacının, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy