MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde davalı idarece tahakkuk ettirilerek takibe konu edilen ecrimisil nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, müvekkilinin, davaya konu taşınmazı Kasım 2003 tarihine kadar kiralamak suretiyle otopark olarak kullandığını, ancak taşınmazın mülkiyetinin Hazineye geçmesi ve yeniden kira sözleşmesi yapılmaması üzerine bu kullanımına son verdiğini, ancak davalı Milli Emlak Dairesi Başkanlığı taşınmazı 01.11.2005 – 31.12.2008 tarihleri arasında kullandığından bahisle 37.510 TL ecrimisilin ödenmesini içeren ihbarnameyi müvekkiline gönderdiğini, bu ihbarnamenin iptali için İstanbul 1. İdare Mahkemesinde açılan davanın reddedilmesi üzerine diğer davalı ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün müvekkiline ödeme emri gönderdiğini ileri sürerek; müvekkilinin, dava konusu ecrimisil nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davacının kesinleşmiş ecrimisil borcunun ve bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinin iptalini talep ettiğini, bu nedenle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak; yargı yolu (görev) itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, yapılan keşif ve toplanılan diğer deliller ile davacının davaya konu taşınmazı kullanmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının ... Vergi Dairesince başlatılan takip dosyasında davaya konu taşınmazdan kaynaklanan bir ecrimisil borcu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesi uyarınca davalı Milli Emlak Dairesi Başkanlığınca tanzim ve tebliğ edilen ecrimisil ihbarnamesi ile bu işlemin kesinleşmesi üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından başlatılan takibin iptali ve böyle bir borcun bulunmadığının tespiti amacıyla açılmıştır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesinde; “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden bu Kanunun 9.maddesinde ki yerlerden (Ticaret Odası, Sanayi Odası, borsa veya bilirkişilerden) sorulmak suretiyle komisyonca takdir ve tespit edilerek ecrimisil isteneceği, ecrimisil talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı, ecrimisilin fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmemesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunacağı, işgal edilen taşınmazın, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edileceği” hükmü öngörülmüştür.Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 20.02.1989 tarih 2/1 sayılı ilke kararında “2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesi uyarınca, fuzuli şagilden istenecek ecrimisilin belirlenmesi ve istenmesi üzerine açılacak davaların çözüm yerinin, ecrimisilin belirlenmesi ve işgalciden istenilmesi işlemlerinin idari niteliği nedeniyle idari yargı yeri olduğu” açıklanmıştır. Gerçekten de; 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre Hazinece ecrimisil ihbarnamesinin düzenlenip tebliği işleminden sonra, ihbarnamenin iptali, ecrimisil gerekip gerekmediği veya fazla talep edildiği iddiasına dayalı işlem ve davaların idari nitelikte bulunduğu, çözüm yerinin idari yargı olduğu kuşkusuzdur(HGK. nun 2.3.3005 gün ve 2005/1-116 E, 2005/135 K. ). Esasen bu husus, davacı tarafında kabulündedir. Zira davacı taraf davaya konu ihbarnamenin iptali için idari yargıda dava açmış, ancak bu davanın süre aşımı nedeniyle idare mahkemesince reddedilmesi üzerine, yerel mahkemeye başvurarak eldeki davayı açma yoluna gitmiştir. O halde mahkemece, HMK. nun 1. maddesi (HUMK. nun 7. maddesi) gereğince yargı yolu nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy