MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3017,05 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın usulden (HMK 115/2 maddesi uyarınca) reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; sürücü ... yönetimindeki aracın, ... Otoyolunda meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkili idareye ait yapı ve güvenlik elemanları ile eklentilerine zarar verdiğini; aracın .... tarafından sigortalı bulunduğunu, tüm yazışmalara rağmen hasar bedelinin ödenmediğini iddia ederek; 3017,05 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, zamanaşımı definde bulunmuşlar, esası bakımından da davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin, 31.03.2011 gün ve 2011/140 E.-2011/5216 K.sayılı ilamı ile “…zamanaşımı def’inde bulunmayan davalılardan ... yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Gerekçesiyle” mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; “davacı vekilinin gider avansını verilen kesin süre içinde yatırmadığı 6100 sayılı yeni HMK. 114/1-g maddesi gereğince gider avansının dava şartı olarak kabul edildiği; aynı yasanın 115/2 maddesi gereği verilen kesin süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemiş ise davanın usulden reddedileceği amir hüküm olarak düzenlendiği; bu nedenle davanın reddi gerekeceği, Gerekçesiyle” HMK.nun 115/2 maddesi gereği davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.6100 sayılı HMK’nun yargılamaya hakim olan ilkeler ile ilgili birinci kısım 2. bölümünde ‘Hukuki dinlenilme hakkı’ başlıklı 27. maddesinde davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıklanmıştır.
Dava şartı noksanlığının giderilmediğinden bahisle, HMK.nun 115/2. maddesi gereği davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; verilen kesin süre usulüne uygun değildir. Zira, giderler tek tek belirtilip, açıklanmamıştır. Kesin süre verilirken, yapılacak işlemlerin açık ve anlaşılır olması gerekmektedir.Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama sürelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate almaları, gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.
Hukuki dinlenilme hakkı olarak ifade edilen ve uluslararası metinlerde yer bulan bu hak çoğunlukla "İddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir.HMK’nun 115/2. maddesinin ikinci fıkrasında, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespiti halinde, vereceği kararın usule ilişkin bir nihai karar olan davanın usulden reddi kararı olacağı hususu vurgulanmış; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise usul ekonomisi ilkesine uygunluk sağlanabilmesi için, hakimin usulden ret kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması yönünde ilgilisine kesin süre vermesi esası benimsenmiştir.Ancak, verilecek bu süre nedeniyle davanın usulden reddi için, yapılacak işlemlerin, tamamlanacak eksikliğin ne olduğu tam, açık ve anlaşılır bir biçimde zapta geçirilmesi ve avansa esas giderlerin tek tek gösterilmesi gerekir.Kaldı ki, davacı vekili duruşma gününden önce, belirtilen toplam avansı mahkeme veznesine yatırmış, celse kaybına da sebebiyet vermemiştir.O halde, mahkemece; dava şartı noksanlığının giderildiği gözetilmeli, davanın esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulmalıdır.Yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy