MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali olmaz ise tenkisi istenilmiştir. Karşılık dava dilekçesinde ise; muris ... tarafından düzenleme şeklinde yapılan ... 1.Noterliğinin 05/02/2001 tarih ve 804 nolu; 01/08/2003 tarih ve 3512 nolu; 29/12/2004 tarih Ve 8507 nolu vasiyetnamelerinin tenfizi ile vasiyete konu taşınmazların adlarına tescil talep ve dava edilmiştir. Mahkemece davacı-k.davalının davasının kabulüne, davalı-k.davacının davasının reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar-k.davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacılar-k.davalılar Vek.Av. ... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalılar- k.davacılar Vek.Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 02/07/2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili; mirasbırakan ...’nin ... 1. Noterliğinin 05.02.2001-01.08.2003 ve 29.12.2004 tarihli son arzularını içeren vasiyetnamelerinin ehliyetsizlik ve şekil eksikliği nedenleri ile geçersiz olduğunu ileri sürerek iptalini, bunun mümkün olmaması halinde tenkisini talep etmişlerdir.Davalılar, vasiyetnamenin yasalara uygun olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; süresinde açtığı karşılık dava ile vasiyetnamelerin tenfizi ile taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece, vasiyetnamenin iptali ile vasiyetnamenin tenfizi istemlerinin reddine; tenkis davasının kabulü ile vasiyetnamelerin davacıların mahfuz hisseleri karşılığı (4/10) saklı payları oranında tenkisi cihetine gidilmiştir. Hüküm, süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Vasiyetnamenin iptali istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle mirasbırakan tarafından yapılan 05/02/2001. 01/08/2003 ve 29/12/2004 tarihli vasiyetnamelerin geçerliliğini sürdürdüğü, mirasbırakanın fiil ehliyetine sahip olduğu ve vasiyetnamenin şekil şartlarına da uygun olduğu hususlarının mahkemece saptanarak kabul edilmiş olmasına göre, vasiyetnamenin iptali isteminin reddiyle ilgili verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddine; yine vasiyetnamenin tenfizi isteminin reddine ilişkin hükümde de bir isabetsizlik bulunmadığından anılan davalar yönünden verilen hükmün ONANMASINA,
2- Tenkis istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacılar; miras bırakanları olan ...’nin 05.06.2009 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında sahip olduğu taşınmazları çocuk ve torunları olan davalılara vasiyet ettiği, kendilerinden mirası kaçırmak amacıyla vasiyetnamelerin yapıldığını, saklı paylarını alamadıklarını belirterek ihlal edilen saklı payları oranında tasarrufların tenkisine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar, murise kendilerinin baktığını, saklı pay ihlal kastının da bulunmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır.Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mal varlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK. md. 669) ve tenkise tabi (TMK.md.514,565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (TMK.md.507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu'nun 565, maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu'nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, (en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları) dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK.md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.Somut olayda; saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. (TMK.m. 560/1) Tasarruflar, tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı) dahilinde kalıyorsa, bu halde saklı payın zedelendiğinden söz edilemeyecektir. Miras bırakan tarafından sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla yapılan temliklerin "tasarruf edilebilir kısım" dahilinde kalıp kalmadığının tespiti, diğer bir ifade ile "tasarruf edilebilir kısım" mirasın açıldığı andaki değerinin bilinmesiyle anlaşılabilir.(TMK.M.507/1) Miras, miras bırakanın ölümüyle açılır. Miras bırakanın sağlığında yapmış olduğu kazandırmalar terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir. (TMK. M. 575) Şu halde, anılan yasal düzenlemeler gereğince, tasarruf edilebilir kısım saklı paya el atma olup olmadığı, terekenin bütün olarak ölüm tarihine göre tespit edilmesiyle mümkün olabilir.
Mahkemece, açıklanan yönlerde inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi bilirkişi marifetiyle tasarruf nisabı ve saklı pay hesabı yaptırılmamıştır. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın verilen hüküm isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekillerle temsil edilen taraflar için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900'er TL vekalet ücretinin taraflardan alınıp taraflara verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.