(4721 S. K. m. 634, 706) (818 S. K. m. 213) (5602 S. K. m. 26)
Dava: Dava dilekçesinde 3000 TL (ıslahtan sonra toplam 9470 TL) alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, davalıların hissedar olduğu tapulu taşınmazı, 27.10.1997 tarihinde harici sözleşme ile 200 milyon bedel ödeyerek satın alıp masraf yapmak suretiyle kullanmış ise de, hükmen davalılar adına tescil edilmekle taşınmazı terk etmek zorunda kaldığından, bedeli iade etmeyerek sebepsiz zenginleşen davalılardan fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 3000 TL'nin yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan N., satışta iyiniyetli oldukları, davacının taşınmazı 10 senedir kullandığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 9475 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, dayanılan 27.10.1997 tarihli harici satım sözleşmesi resmi biçimde yapılmadığından MK'nun 634 üncü maddesi, TMK'nun 706 ncı maddesi, BK.'nun 213 üncü maddesi ve Tapulama Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca geçersizdir. O nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflara hak ve borç doğurmadığından taraflar geçersiz sözleşme uyarınca verdiklerini karşı taraftan isteyebilirler.
Ancak, ülkemizde yaşanan enflasyonun uzun yıllardan beri yüksek oranda seyretmesi nedeniyle paranın değer kaybı, bununla ters orantılı olarak devamlı düşmekte olduğundan paranın verildiği tarihteki alım gücüyle iade tarihindeki alım gücü çok farklı ve adaleti denkleştirmeyecek oranda azdır. Bu nedenle, hukuken geçersiz sözleşmeler sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasviye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir. Ancak, burada denkleştirme yapılırken iade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihe göre iade kapsamı belirlenmelidir.
Satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, işçi ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış ortalamaları göz önünde tutulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin rayiç bedele hükmedilmesi yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy