MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.996,57 TL alacağın %50 fazlası faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; davalıya 2022 sayılı yasa uyarınca aylık bağlanmış ise de SSK kaydı bulunduğu anlaşılmakla yersiz ödenen 4.996,28 TL alacağın yasaya göre % 50 fazlası ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı davaya cevap vermemiştir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.Dava sulh hukuk mahkemesinde görülen alacak davası olup, davada davalıya delillerini bildirmek üzere kesin süre verilmiş, isticvap davetiyesi çıkarılarak borcu ödeyip ödemediği sorulmuş değildir.Genel kurallara göre, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat yükü öncelikle alacağın varlığını iddia eden davacıdadır. Davalını borcun sonradan ödendiği itirazında bulunması halinde mahkemece bu husus araştırarak, ödemenin dava konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde sonucuna göre hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.Davalı, borçlu davaya katılmayarak davayı inkar etmiş sayılır. Ancak temyiz dilekçesine eklediği dekontla 10.08.2010 tarihinde talep edilen miktarı davacı hesabına yatırdığını bildirmiştir. Davalı temyiz incelemesi aşamasında ibraz ettiği belge ile borcu ödediğini iddia etmiş olması karşısında; temyiz aşamasında ibraz edilen bu belgenin davaya konu borçla ilgisinin olup olmadığı, taraflar arasındaki borç ilişkisinin kabulü anlamına gelip gelmediği ve sonuçta da borcu söndüren belge niteliğinde olup olmadığının mahkemece incelenip incelenemeyeceğinin öncelikle çözümü gerekmektedir.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde, “Hakimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir (Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 1990 Cilt, 1 s:900; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cilt 1-II-İst.1997 s:28 ve 871).Davanın hukuksal niteliği gereği, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge verilmişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmelidir. Diğer bir anlatımla yargılama aşaması henüz tamamlanmamış böyle durumda borcu itfa eden belgenin veya dava şartının söz konusu olduğu hallerde dava sonuçlanıp kesinleşmemiş olmakla ibraz edilen yazılı belgenin dikkate alınması gerekir.Gerçekten de, yargılamada davayı inkar eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Yine aynı şekilde taraflar arasında borç ilişkisinin varlığını ve borcu inkar eden davalının davadan sonra temyiz aşamasında ödeme yaptığı yönündeki belgeyi yine bu aşamada ibraz eden alacaklının bu talebinin de iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığından söz edilemez (HUMK. Md. 202; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.03.2004 gün ve 2004/2- 183 esas, 2004/165 karar ve 04.07.2007 gün ve 2007/13-453-2007/453 sayılı ilamları).Şu hale göre, somut olayda; mahkemece, davalı’nın temyiz aşamasında ibraz ettiği bu belgenin takibe konu borçla ilgisinin olup olmadığı, taraflar arasındaki borç ilişkisinin kabulü anlamına gelip gelmediği ve sonuçta da borcu söndüren belge niteliğinde olup olmadığının yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırılıp incelenmesi ve eldeki davaya etkisi üzerinde de durularak bir karar verilebilmesi için mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.