MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.000 TL ıslah ile 118.068 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili ; davacı ve davalılardan ...'nin müştereken malik oldukları apartmanda bulunan dört dükkan ile girişte bulunan bir adet dükkanın ve bir dairenin davalı ... ve çocukları tarafından haksız suretle kullanıldığı gerekçesiyle 4.000 TL, ıslah ile 118.068 TL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece; davalılardan ...'nin taşınmazın yarı hissesine sahip olup, diğer davalıların ise...'nin çocukları olduğu, davalı ...'nin taşınmazda oturmadığı, davalı ...'nin ise davacı ile aynı hisseye sahip olup davacı gibi taşınmazın bir dairesinde oturmakta olup kendi ihtiyacı için kullandığı, davacı tarafından ecrimisil istenen yerlerin kimin ne zaman ne kadar süre ile kiracı olarak bulunduğunun ispat edilemediği bu nedenle ... ve ... yönünden açılan davanın reddine davalı ... aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.TMK. mad. 693’e göre: "paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir." Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, yasanın yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmesi nedeniyle bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Bu nedenle, taşınmazın kullanma biçimi; tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş ve uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtla paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun, tapuda yapılacak resmi taksime ve şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde imar uygulaması yapılmasına kadar korunması ahde vefa kuralının yanında Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir.Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim anılan yasa maddesi de, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir.Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini gözönünde tutarak araştırılmak gerekir.Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalı) ise, kullanmayan paydaşın (davacı) haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.Somut olayda bu davanın davalısı ... tarafından davacının oğlu ...'a yetkilisi ve ortağı olduğu şirket aleyhine ikinci kattaki daireyi ve kuyumcu dükkanını kullandığı gerekçesiyle ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde ecrimisil davası açılmış ve ...'nin annesi ile birlikte oturduğu daire ve dükkan yönünden ecrimisil hesabı yapılarak neticeden davalının 94916 TL ecrimisil ödemesine karar verilmiştir. Bu davada ise davalı ...'nin annesi ... ile oturdukları daire yönünden dava reddedilmiş, davalı ...'in kullandığı işyeri yönünden ecrimisil talebi kabul edilmiştir. Bu durum Medeni Kanunun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına ve iyiniyet kurallarına da aykırıdır. Davalı ...'in annesi ... ile oturduğu daire yönünden de yukarıda açıklanan yargısal ilkeler gözetilerek inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Davalının temyizi yönünden ise; davalı ...'nin büro olarak kullandığı dükkanın ecrimisil bedeli hesabında davacının hisse miktarı nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken, bundan zuhul ile bilirkişinin hesapladığı toplam miktar üzerinden ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy