MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde 2844,74 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... çalışanı icra memurunun ikinci ihale tarihini yanlış yazması ve muhammen bedeli yanlış göstermesi nedeniyle dava dışı alacaklının açtığı dava sonucu ihalenin feshine karar verildiği, ihalede satın aldığı taşınmaz için davacının 83 000,00 TL bedel ödediği, bu miktarın iade tarihi 04.01.2010 tarihine kadar kullanılamaması nedeniyle 139 gün için yasal faiz ile nemalandırılmak suretiyle 2 844,74 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 139 gün karşılığı yasal faiz oranı üzerinden hesap edilen 2844,74 TL'nin tahsiline karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
... 2. İcra Müdürlüğünün 2009/96 sayılı dosyasının incelenmesinde ... 10. İcra Müdürlüğünün 2008/8462 sayılı talimatı gereğince borçlu ... Kİmya İnş.Tekstil San.Tic.Ltd.Şti.'nin 2290 parsel sayılı taşınmazı üzerine haciz konulduğu ve alacaklı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. tarafından satışa çıkartıldığı, kıymet takdiri yapılarak 83 000,00 TL bedelle ihale alıcısı davacı vekiline ihale yolu ile satılmıştır. ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.11.2009 tarih ve 2009/819-962 sayılı kararı ile ihalenin feshine karar verilmiş, karar 29.12.2009 tarihinde kesinleşmiştir.Her ne kadar, davacı tarafından icra dosyasından paranın nemalandırılarak iadesi istenilmiş ise de yatırılan ihale bedeli 04.01.2010 tarihinde davacıya iade edilmiştir.
Uyuşmazlık, ihalenin feshi durumunda iade edilecek bedelin kapsamının ne olacağı noktasında toplanmaktadır.Dava icra (ve iflas) dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat istemine ilişkin bulunmaktadır.İ.İ.K. 5.maddesine göre “İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir.” Bu hale göre, icra ve iflas (dairesi) görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilecektir. Bu tür davaların kusurlu memura (görevliye) karşı açılması olanaksızdır. Bir başka anlatımla icra ve iflas dairesi görevlisi (icra memuru), görevini yaparken kişilere (ilgililere) zarar verecek olursa, bu zarardan doğrudan doğruya sorumlu olmayacaktır. Zira, bu tür tazminat davası ancak ... aleyhine açılabilir. Şu var ki, icra memurunun görevi ile ilgili olmayan kişisel kusurdan doğan zarar için, BK.41 vd. maddelerine göre kusurlu memurun bizzat kendisine karşı tazminat davası açılabilir. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılacağı husus ise yukarıda sözü edilen Yasanın 5.maddesinin son cümlesinden açıkça anlaşılmaktadır.O halde mahkemece yapılacak iş: Davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararın; ilgili memurun görevini yaparken kusurlu hareket etmiş eylemin hukuka aykırı bulunması ve icra memurunun kusurlu işlemi veya eylemi ile ilgilinin uğradığı zarar arasında uygun illiyet bağı sonucu oluştuğunun saptanması halinde dosya kapsamına uygun bir karar vermekten ibarettir. Yukarıdaki hukuki ve fiili olgular dikkate alınmadan ve nitelendirmede düşülen yanılgı sonucu eksik inceleme sonucu verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmadığından ötürü bozulmalıdır.Dava icra memurunun kusurlu eylemi yüzünden uğranılan zararın tazmini isteminden ibarettir. İcra ve İflas Kanunu’nun 5.maddesinde, “Memur ve müstahdemlerin mesuliyeti” başlığı altında icra memurlarının kusurlarından ileri gelen zarar ve ziyandan mesul oldukları ve bu zarar ve ziyan davasına mahkemede bakılacağı belirtildikten sonra, zarara uğrayan şahsın bu davada aynı zamanda devleti dahi hasım gösterebileceği ve bu halde verilen kararın, devletin aleyhinde kesin hüküm teşkil edeceği de belirtilmiştir. İcra İflas Kanunu’nun 6.maddesinde zarara uğrayan şahsa devletin sorumluluğu da açıklanmıştır.657 sayılı Devlet Personel Kanunu’nun 12.maddesinde aynen “Devlet memurları, görevleriyle ilgili olarak idareye verdikleri zararlardan ötürü Borçlar Kanunu’nun haksız fiil esaslarına tabidirler” denilmiştir. Adı geçen Kanun’un 13.maddesinde de “Kişiler, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Kurumun, genel hükümlere göre, sorumlu personele rücu hakkı saklıdır” denilmiştir.İcra ve İflas Kanunu, adli hizmet özelliğini de gözönünde tutarak özel sorumluluk kurallarına getirdiğinden, bu kuralları belirleyen 5. ve 6.maddelerin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 237.maddesi hükmü uyarınca yürürlükten kalktığını kabul etmeye olanak yoktur. Bu duruma göre, halen yürürlükte olan ve özel hüküm niteliğini taşıyan İcra ve İflas Kanunu’nun 5.maddesi uyarınca, bu davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinden, (Uyuşmazlık Mah. 30.04.1975 gün, 607 E.-123.K.) ihalenin feshi davasında, icra memurunun muhammen bedeli 200.000,00 TL olarak yazması gerekir iken 200.00,00 TL yazdığı; taşınmazın satışına ilişkin 2. ihale gününün ilanda belirtilmediği saptanmıştır. Bu nedenlerle oluş ve kabule göre de davalının çalışanı icra memurunun kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak, yasaya aykırılık hususu İcra Hukuk Mahkemesinin ihalenin feshine ilişkin kararının kesinleşmesi ile belirlenmiş olduğu gözardı edilmemelidir.Davacının icra memurunun yasanın uygulanmasındaki uyumsuzluğu sonucu zarar gördüğü dosya kapsamı ile sabittir. Yasayı uygular iken özensiz davrandığı İcra Tetkik Mercii kararıyla da belirlenmiştir. İcra memurunun bu davranışından dolayı davalı bakanlık kusursuz sorumludur. (İİK. m. 5) Şu durumda mahkemece yapılacak iş; tazminat kapsamının belirlenerek hüküm altına alınmasından ibarettir.Mahkemece, 29.12.2009 ile 04.01.2010 arası için hesaplanacak yasal faize hükmedilmesi gerekirken 18.08.2009-04.01.2010 arası için davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.