MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 17.04.2008 tarihinde boşandıklarını, boşanmadan sonra davacının işlerinin bozulduğunu, davalının ise işe girerek geçimini temin edecek geliri elde ettiğini iddia ederek; boşanma ilamında davalı lehine hükmedilen aylık 750.00 TL yoksulluk nafakasının 250,00 TL'ye indirilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, tarafların anlaşarak boşandığını, davacının kendi isteği ile davalıya 750,00 TL nafaka vermeyi kabul ettiğini, davacının ekonomik durumunun iyi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile nafakanın 500,00 TL'ye indirilmesine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
TMK'nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Aynı yasanın 176/4. Maddesine göre de tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu sağlaması gerekmektedir.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder.Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.Ancak Borçlar Kanununun 19 ve 20. maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmelerde, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa, sözleşme koşulları değişen koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gerekebilir.Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmasında; davacının evli olup,... Mühendislik Doğalgaz İşleri adlı şirkette %60 hisseye sahip olduğu, diğer hissedarın eşi olduğu, davacının aylık gelirinin 2.000,00 TL olduğu, davalının ise Ziraat Mühendisi olduğu, 3 fırını denetleme yetkisi varken herbir fırının denetiminden aylık 100,00 TL aldığı, Ziraat Mühendislerine verilen fırın denetleme yetkisinin kaldırılması sonucu işsiz kaldığı anlaşılmıştır.Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde olay değerlendirilip; boşanma dosyası dosya içine alınarak; davacının gelir durumu, mal varlığı ve yaşam satandardı yeniden araştırılarak; boşanma kararından sonra davacının mal varlığında ve gelirinde bir azalma olup olmadığı detaylı şekilde araştırılarak, azalma var ise bunun kararlaştırılan nafaka miktarını ödemede ne ölçüde etkisi bulunduğu tartışılarak, başlangıçtaki denge gözetilerek sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy