MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, boşanma ilamı ile velayetleri kendisine verilen çocukları ... ve ...’in tüm ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını, davalı annenin ise çocukları için bir katkıda bulunmadığını ileri sürerek; davalının evi terk tarihi olan 2002 yılı Ağustos ayından itibaren müşterek çocuklar için ayrı ayrı 200 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, ev hanımı olması nedeniyle nafaka verebilme imkânının bulunmadığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, herhangi bir işte çalışmayan ve geliri bulunmayan davalının iştirak nafakasından sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler anne ve baba tarafından karşılanır ( TMK. nun 327/1. maddesi ). Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder ( TMK 328/1. maddesi ). Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerlerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir ( TMK. nun 329/1. maddesi ).
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur ( TMK. nun 330/1. maddesi ).Davada, yukarıda belirtilen hükümler gereğince; müşterek çocuklar için iştirak nafakasına hükmedilmesi istenilmektedir.Somut olayda; davalının iki yıldır tekstil atölyesinde asgari ücret ile çalıştığı, davanın açılmasından sonra bu atölyenin kısa süreli olarak kapatıldığı, ancak işçilerin ücretlerinin işveren tarafından ödenilmeye devam edildiği, davalı tanıklarının beyanlarından anlaşılmaktadır.Şu durumda mahkemece; çocukların ihtiyaçları ile davalının sosyal ve ekonomik durumu karşılaştırılarak, çocukların ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayacak, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde dava tarihinden itibaren "hakkaniyete" uygun bir nafakaya hükmolunması gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddedilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.