MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2014
NUMARASI : 2013/239-2014/148
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ..... nolu tesisatta, ticarethane statüsü ile abonelik sözleşmesi imzalayarak elektrik kullandığını, tahakkuk eden ve faturalandırılarak kendisine bildirilen elektrik kullanım bedelini ödemediğini, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği gereğince kullanılan elektrik bedelinin 1.385,47-TL olduğunu, bu bedelin takip tarihine kadarki gecikme zammının 2.973,91-TL olduğunu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 24.maddesi uyarınca gecikme zammı vergi matrahına dahil olduğundan icra takibine esas gecikme zammı için tahakkuk eden KDV'sinin 535,26 -TL olduğunu, dava konusu alacağın talebe rağmen ödenmemesi nedeni ile davalı hakkında Şişli 7. İcra (Yeni İstanbul 36. İcra) Md. 2010/35901 E. sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, davalının dosya borcunun tamamına itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu belirterek, toplam 4.894,64 TL olan alacağa yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işyerinin 1982 tarihinde Mecidiyeköy 13. Noterliğinden satışının yapıldığını, bundan sonraki kullanılan elektrikten sorumlu olmadığını, sattığı iş yerinin Mesut Mardinli tarafından şu an çalıştırıldığını, şu anki borcun M. M. ait olduğunu, borca itiraz ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, asıl alacak, gecikme cezası, gecikme cezasının KDV'sinden %25 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün 2010/35901 E. Sayılı takibinin 1.039.10.-TL asıl alacak, 2.185.94.-Tl. gecikme cezası, 333.45-TL KDV olmak üzere toplam 3.558,49 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elektrik borcundan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Olayda, davalı davacının elektrik abonesidir. Davalı aboneliği iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden davacıya karşı sorumludur. Davacının 50 fatura dönemi gibi uzun bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacının beraatını gerektirmeyeceği gibi (tüketim bedeli olan ana borçtan) hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz ve müterafik kusur nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirimi gerektirmez. Olsa olsa davacının elektriği kesmemesi dolayısıyla davacının müterafik kusuru nedeniyle, davalı açısından normal tüketim bedeli dışında gecikme zammından indirim sağlar. Davacının müterafik kusuru nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirim davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar ki, bu da yukarıda bahsedilen usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder. Mahkemeler bir davadan başka bir dava üreten kurumlar olmadığı gibi hukukî uyuşmazlıkları nihaî olarak sona erdiren yargı mercileridir.
Alacaklı elektrik idaresi, elektriği zamanında kesmeyerek sözleşmede kararlaştırılan yasal faizin üzerinde bulunan gecikme cezasını talep etmektedir. Yönetmeliğin açık hükmüne aykırı davranarak zararın artmasına -(yasal faizin üzerinde olan gecikme cezası miktarının artmasına)- kendi müterafik kusuru ile yol açan idarenin bu davranışının sonucuna katlanması gerekir. Ancak ceza miktarı indirilirken de yasa tarafından maktu olarak hiçbir ispata gerek olmaksızın varlığı kabul edilen yasal faiz oranının da dikkate alınması gerekir. Bu yapılacak indirim sonucu istenebilecek oranın yasal faiz oranından aşağı olamayacağı göz önünde bulundurularak sonuca gidilmelidir. Zira kanun koyucu alacağını geç alan alacaklının zararının yasal faiz kadar olduğunu kabul ederek düzenleme yapmış ve bu oranın ispatını gerekli görmediği gibi; borçluya zararın bu orandan daha az olduğunu ispat etmesi halinde yasal orandan daha düşük faiz oranından sorumlu olacağına dair bir düzenleme de getirilmemiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece, davalının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda ancak davacı için gecikme zammından indirim sağlayacağı, bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.