MAHKEMESİ : GAZİANTEP 3.ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2013/323-2013/642
Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin meskeninde 04100 elektrik abonesi olduğunu, davalı TEDAŞ görevlileri tarafından kaçak elektrik kullandığından bahisle aleyhine tutanak düzenlendiğini ancak Gaziantep 18.Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada müvekkilinin beraat ettiğini iddia ederek, tahakkuk ettirilen 5.261.78 TL tutarındaki borçtan sorumlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesi ile; müvekkili olan kurumca tutulan tutanağın usul ve yasaya uygun olduğunu, ceza mahkemesince verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlayıcı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacı/sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan Gaziantep 18. Asliye Ceza Mahkemesine suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan Gaziantep 18.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/1230 E.-2013/269 K.sayılı ilamına bakıldığında; atılı suçların davacı/sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının davaya konu meskende kaçak tutanağının düzenlendiği tarihte elektrik abonesi olduğu sabittir. Kaçak fiili davacı tarafından gerçekleştirilmiş olmasa bile, davacı abone sıfatı ile kaçak kullanım nedeniyle tahakkuk eden bedelden sorumlu olacaktır.
Bunun yanında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.maddesine göre; ''Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.''
O halde yukarıda yapılan açıklamalar ve bahsi geçen kanun hükümleri çerçevesinde, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından davacı hakkında verilen beraat kararı hukuk davasında kesin delil olarak değerlendirilemeyeceği için mahkemece yapılacak iş; davacı hakkında düzenlenen kaçak tespit tutanağı ve diğer belgeler dosya arasına alınıp, tutanak mümzileri dinlendikten sonra gerekirse mahallinde yapılacak keşif doğrultusunda alınacak uzman bilirkişi raporları ile varılacak sonuca göre karar vermek olmalıdır. Tüm bu hususlara dikkat edilmeden yukarıdaki gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy