MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/07/2014
NUMARASI: 2010/567-2014/290
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 26.05.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av. M.. S.. geldi. Karşı taraftan davalı ve vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi ve bu konuda bir araştırma yapılması gerektiği heyetçe zorunlu görüldüğünden, Yargıtay Kanununun 24/1 ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 21/3 maddeleri uyarınca görüşmenin başka bir güne bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 21.11.2000 tarihli sözleşme gereğince davalının müvekkiline 28.04.2002 tarihinde 100.000 DEM ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattıklarını ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Alman vatandaşı olduğunu, icra takibinin Almanya Bremen İcra Daire'sinde başlatılması gerektiğini, davacının yetkisiz icra dairesinde icra takibi başlattığını, ödeme emrine itiraz ederken yetki itirazında da bulunduklarını, eldeki davanın da Bremen Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini bildirerek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; 02.06.2009 tarihli ilamla, Kadıköy İcra Dairesi'nin yetkisizliğinin tespiti ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 08.04.2010 tarih ve 2009/13124 E.; 2010/4673 K. sayılı kararıyla, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığı, davanın yetkili mahkemede açıldığı, işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Adli Tıp Kurumu'nun 08.11.2012 tarihli raporu doğrultusunda senet metninin zamanaşımı yönünden incelenmesi gerektiği, sözleşmenin ortaklığın sonlandırılmasına ilişkin olduğu, tarafların 21.11.2000 tarihinde görüşme yaptıkları, 30.04.2001 tarihinde ortaklıktan ayrıldıkları, bu nedenle zamanaşımının
./..
başlangıç tarihinin 30.04.2001 tarihi olarak kabulünün gerektiği, ihtilafın konusunun ortaklığın sonuçlanmasından kaynaklanan alacak olması nedeniyle TBK'nın 147/4 maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, takip tarihi itibari ile bu sürenin dolduğu gerekçesiyle, zamanaşımı def'inin reddine yönelik önceki ara kararından dönülmesine ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
Dava; taraflar arasında adi yazılı şekilde tanzim edilen 21.11.2000 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; zamanaşımı def'inin süresi içinde ileri sürülüp sürülmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; davacı, davalı aleyhine 02.03.2007 tarihinde 100.000,00 DM asıl alacak, 42.748,00 DM işlemiş faiz olmak üzere toplam 142.748,00 DM bedelli ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davalı icra takibine itiraz etmiş, davacı 07.09.2007 tarihinde itirazın iptali için eldeki davayı açmıştır. Davalı cevap dilekçesinde, yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece; Kadıköy icra dairesinin yetkisizliğinin tespitine, bu sebeple davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili kararı temyiz etmiş, temyiz incelemesi neticesinde hüküm bozulmuş, bozmadan sonra ilk celsede davalı vekiline esasa ilişkin cevap vermesi için 20 günlük mehil verilmiştir. Davalı vekilinin zamanaşımı def'ini ileri sürmesi üzerine, davacı vekili, zamanaşımı def'ine karşı çıkmış, mahkemece, zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiş, 17.07.2014 tarihli 15. celsede, 26.05.2011 tarihli ara karardan dönülerek, davanın TBK'nın 147/4 maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı def'i ilk itirazlardan olmadığından cevap süresi içerisinde ileri sürülme zorunluluğu yoktur. Ancak cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def'inin değerlendirilebilmesi için karşı tarafın savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması gerekir.
Somut olayda; davalı cevap süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmamıştır. Davalının cevap süresinden sonra yaptığı zamanaşımı itirazına davacı karşı çıktığından zamanaşımı savunması dinlenemez.
Hal böyle olunca mahkemece; bu yön gözetilerek, davalının zamanaşımı def'i reddedilerek, işin esasına girilip, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy