MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı kurumda araştırma görevlisi olarak görev yapan davalının, kendi isteği üzerine bir yıl süre ile yurt dışında (İngiltere'de) görevlendirildiğini, bu süreçte üniversite yönetim kurulu kararına göre aylıksız-izinli olarak görev yapması gereken davalıya sehven maaş ödemesi yapıldığını belirterek, davalıya ödenen 25.195,28 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yurt dışı görevi sırasında müvekkiline yapılan maaş ödemesinin geri alınmasına ilişkin idari işleme karşı, idari yargıda iptal davası açıldığını ve idare mahkemesinin işlemin iptaline dair verdiği kararın kesinleştiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının...2. İdare Mahkemesinde (2012/2053 Esas 2013/734 Karar ) fazla ödemelerin iadesine ilişkin idare işleminin iptali için açtığı davada, dava konusu idari işlemin iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği, iş bu dava hakkında Sivas İdare Mahkemesince verilmiş kesin hüküm bulunmasına rağmen dava açıldığı gerekçe gösterilerek, davanın; HMK 114. maddesi geregince kesin hüküm nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; davalı tarafından, idarenin fazla ödemenin iadesine ilişkin işleminin iptali istemiyle...2. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, İdare Mahkemesinin 2012/2053 E. 2013/734 K. sayılı kararı ile, hatalı ödemenin 60 günlük dava açma süresi, geçtikten sonra geri istenilmeyeceğine karar verildigi ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; yargılama hukuku açısından “dava şartı” ile “kesin hüküm” kavramları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası incelenemez. Mahkeme, açılan davada dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden davanın açıldığı günde ve yargılamanın her aşamasında inceleyebilir ve dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır.
Dava şartları 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’da açıkça düzenlenmemiş olmasına karşılık 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114.maddesinde açıkça düzenlenmiş ve maddenin 1/-i fıkrasında kesin hüküm dava şartı olarak belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 303/1.maddesi de “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir tanımı içermektedir.
Mahkemece, hükme esas alınan...2. İdare Mahkemesi'nin 2012/2053 Esas 2013/734 Karar sayılı dosyasında, iptali istenin idari işlem davacıya yapılan ödeme işlemi değil, bu ödemenin davacıdan iadesi istemine ilişkin idari işlem olup, yapılan yargılama sonucunda bu işlemin usulden iptaline karar verilmiştir.
Eldeki davada, davacı idarenin talebinin, davacıya yapılan fazla ödemenin BK'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak tahsili istemine ilişkin olduğu göz önüne alındığında, İdare Mahkemesi'nce ödemenin iadesine dair idari işlemin usulden iptaline ilişkin olarak verilen kararın, iş bu yargılama dosyasında anılan yasa maddesindeki koşulları taşımadığından kesin hüküm teşkil etmeyeceği ve iş bu davada bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda mahkemece, işin esası hakkında inceleme yapılarak alınacak bilirkişi raporuna göre TBK'nun 77-78. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri geregince fazla ödemenin bulunup bulunmadığının varsa miktarının belirlenmesinden sonra ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.