MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan zilyetliği kendi üzerinde olan taşınmazı 25/08/1993 tarihli senetle 85.000 TL'ye satın aldığını, bedelin kısım kısım ödendiğini, davalının açtığı davayla taşınmazın adına tescil edildiğini, davalıya ihtar çekilmesine rağmen cevap vermediğini, ardından müvekkili tarafından tapu iptali tescili davası açıldığını, davanın reddedilerek kesinleştiğini belirterek; toplam alacak 85.000 TL'nin 50.000 TL'sinin 26/08/1993 tarihinden, 20.000 TL'sini 26/10/1993 tarihinden, 5.000 TL'sini 07/12/1993 tarihinden ve 10.000 TL'sini 05/01/1994 tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın davacıya teslim edildiğini, sözleşmeden kaynaklı bedel talep edilemeyeceğini, davacının taşınmazın durumunu bilerek satın aldığını, ödeme yapıldığının belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; hukuken geçersiz sözleşme nedeniyle denkleştirici ... kuralının uygulanması neticesinde; davanın kısmen kabulü ile, 18.497,80 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
A) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna karşı, davacı vekilinin 12/02/2015 tarihli celsede her hangi bir itirazlarının olmadığını beyan etmesi karşısında davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
B) Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Kabul edilen temyiz itirazlarına gelince;
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödenen paranın denkleştirici ... ilkesi gereğince iade edilmesi suretiyle haksız değer kaymalarının önlenmesi amaç edilmiştir. Somut olayda; sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici ... ilkesinin esas alınması suretiyle bedelin iadesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; denkleştirici ... uygulanırken Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince, satış bedelinin, ifanın imkansız hale geldiği tarih belirlenmek suretiyle bu tarihte ulaşacağı alım gücü; çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ..., faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesi ve bu yöntemle belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; denkleştirici ... ilkesi uygulanırken, daha önceki yıllara ait yapı, tesis ve onarım işlerinde kullanılan müteahhitlik karneleri ve iş bitirme belgelerinin değerlendirme katsayılarının, yapı yaklaşık birim maliyetlerinin birim değeri esas alınarak bedelin belirlendiği, bu şekilde Yargıtay'ca benimsenen denkleştirici ... ilkesine uygun hesaplama yapılmadığı görülmektedir.
O halde; mahkemece, temyiz eden davalı tarafın sıfatı da dikkate alınarak, uzman bilirkişi aracılığı ile davacının ödediği satış bedelinin, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki ulaşacağı alım gücü; çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon,...., faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesi ve bu yöntemle belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.