MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava, tarımsal sulama abonesi olan davacıların davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 01.08.2005 ve 31.10.2007 tarihli otomatik dönem tahakkukları ile 12.8.2006, 26.07.2007, 12.05.2009 ve 06.11.2009 tarihli kaçak elektrik kullanım tahakkuklarından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan ikinci rapor esas alınarak istem reddedilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Dairesinin 2012/5772 Esas 2013/9467 Karar sayılı ilamı ile “...mahkemece davacıların 6111 Sayılı Yasadan yararlanmak için ilgili mercie müracaatlarının olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir...”gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek,davanın kısmen kabulü ile; 10000048640 nolu davacılara ait elektrik abonesinin davalı kuruma 101.608,57.TL lik tahakkuk faturasından dolayı 78.228,58.TL lik kısmından dolayı borcunun olmadığının tespitine karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, sayaca müdahale edilerek mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere .. Kurumu tarafından, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından uygulanacak “Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar” hakkında 622 sayılı karar alınmıştır.
Somut olayda, davalı çalışanları tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanaklarında,mühürlerin sahte olduğu,kesilmiş olan elektriğin borç ödenmeden açıldığı,ölçü bölümündeki sayacın yandığı açıklanmış, bu tutanaklara istinaden davalı tarafından kaçak elektrik tahakkuku yapılmıştır. Mahkemece yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda,ziraat bilirkişisinin raporunda tarlanın 200 dekar olduğu,sulamanın buğday yetiştirmek için yapıldığı,bir yılda en fazla 120 saat sulama yapılabileceği belirlemesi esas alınarak kaçak elektrik tahakkuk bedeli hesaplanmıştır. Mahkemece alınan bu hesaplama şekli benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Tutanak tarihinde davacının tarımsal sulama amaçlı kaçak elektrik kullandığı sabit olduğundan, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesabı yapılması gerektiği, sulama sezonuna göre belirlenen çalışma saatleri esas alınarak hesaplanma yapılamayacağı kuşkusuzdur.Ayrıca bilirkişi raporunda,otomatik dönem tahakkuklarına ilişkin hesaplama yapılmamış,süresinde itiraz edilmediğinden ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle dosyanın önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi heyetinden davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği bedelin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararı hükümlerine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy