MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
VEK.AV. ...
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı elektrik dağıtım şirketinin, müvekkili aleyhine kaçak elektrik kullandığından bahisle tutanak tutup, akabinde 549.778,82 TL bedelli tahakkuk yaptığını belirterek; kaçak tutanağının iptali ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tebliğinden itibaren 8 gün içinde faturaya itiraz etmediğini, böylece kaçak tahakkukunu zımnen kabul ettiğini, davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiğini, diğer taraftan davacının, abonesiz olarak tarımsal sulama kuyusu kullandığının tespit edildiğini, tutanağın... Yönetmeliği'ne uygun düzenlendiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının 539.866,82 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kaçak elektrik tutanağının iptali ile bu tutanağa dayalı olarak tahakkuk ettirilen borçtan sorumlu olunmadığının belirlenmesine yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; dava konusu uyuşmazlığın çözümü açısından yargılama sırasında iki ayrı bilirkişiden rapor alındığı, tek bilirkişi tarafından hazırlanan 28.12.2011 tarihli raporda; davacının toplam borcunun 451.837,20 TL olduğunun rapor edildiği, itiraz üzerine yine başka bir bilirkişiden alınan 25.02.2014 tarihli ikinci raporda, borç miktarının 9.912,00 TL olarak hesaplandığı, bu raporu hazırlayan bilirkişiden alınan 05.01.2015 tarihli ek raporda ise, 25.02.2014 tarihli kök rapordaki tespitlerin tekrar edildiği anlaşılmaktadır.
./..
-2-
Kural olarak takdiri delil olan bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder. Raporlar arasında çelişki bulunması halinde çelişkinin giderilmesi için mahkemece üçüncü defa bilirkişi incelemesi yaptırılarak, varılacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, yöntemince düzenlenmiş, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli bir rapor alınıp, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, itiraza uğrayan rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy