MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkiline ait ... köyünde kain tuz işletmesinde kayıtlı 10704 nolu aboneliğinde 16.08.2012 tarihli tespit tutanağına istinaden kaçak elektrik tüketim bedeli olarak 16.240,70 TL borç tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığını, hatanın sayacın takılması anında davalı şirket görevlilerince gerçekleştirilmiş olduğunu, sayaç mühürlerine müdahale edilmediğini belirterek; müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı tarafa ait ticarethanede normalin altında tüketim kaydedildiğini, sayacın bakanlık mührüne müdahale ile elektronik kart değişikliği yapıldığının muayene raporundan anlaşıldığını, tahakkukun yerinde olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ceza dava dosyası, bilirkişi raporları, 10704 nolu abonmanlığa ilişkin kaçak tespit tutanağı ve kaçak taahhuk belgesi gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının kullandığı 10704 nolu elektrik abonmanlığa ait borcunun 8.282,98 TL olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; davacı taraf davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Bir hukuki ilişkinin mevcut olduğunun tespiti için açılan davaya, müspet (olumlu) tespit davası denir. Bu dava, davacının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin, davalı tarafından inkar edilmesi halinde açılır. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya ise, menfi (olumsuz) tespit davası denilir.
Bu durumda mahkemece; davanın davalıya borçlu olunmadığının tesbiti davası olduğu ve HMK 26. maddesi (HUMK 74. md. ) hükmü de gözetilerek taleple bağlılık kuralı çerçevesinde davacının borçlu olmadığı miktar saptanarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın niteliği gözardı edilerek davacının davalıya 8.282,98 TL borçlu olduğunun tespitine karar verilmiş olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.