MAHKEMESİ : ANKARA 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2014
NUMARASI : 2013/5179-2014/2345
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu harici sözleşme ile A. ili Y. ilçesi Y.mahallesi 62868 Ada 2 Parselde inşa edilecek olan bağımsız bölümlerden A Blok 8. katta bulunan taşınmazı 138.000,00 TL bedel ile satın aldığını ve bu bedelin 120.000,00 TL'lik kısmını peşin olarak ödediğini, kalan kısım için senet düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, ancak davalının taşınmazı belirtilen süre içerisinde tamamlamadığını belirterek; bedeli ödendiği halde müvekkiline iade edilmeyen her biri 2.000,00 TL bedelli 7 adet bononun iptali ile davacı müvekkilinin bu senetler yönünden borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iadesine, davacı tarafça peşin olarak ödenen 120.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteahhit sıfatına sahip müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine düşen bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere devri için yapacağı adi yazılı sözleşmelerin geçerli olduğunu ve sözleşme hükümlerine göre davacı tarafın fesih hakkı doğmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kooperatif, davalının ise LTD şirketi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükmü uyarınca davanın ticari dava niteliğinde olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/1 inci maddesi hükmünün kapsamı dışında kaldığı gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dava dosyasının görevli Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine; karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı ile davalı müteahhit arasında yapılan harici taşınmaz satış sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde "Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 4077 sayılı Yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olay değerlendirildiğinde, davacı ile davalı müteahhit arasında gayrimenkul satışından kaynaklanan uyuşmazlık bulunduğu, dava konusu taşınmazın konut amaçlı olarak satın alındığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, TKHK.da belirtilen “Tüketici” tanımına girmektedir. Bu nedenle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir.
Buna karşın, mahkemece, davacının davalı müteahhitten konut satın alan gerçek kişi (tüketici) olmasına karşın, sehven, dosya arasında delil olarak sunulmuş bulunan bir dava dilekçesi esas alınmak sureti ile davacı tarafın kooperatif olduğu gerekçe gösterilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy