MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin inşa ettiği binanın 2. katında bulunan 1+1 stüdyo daireyi 18.500,00 TL karşılığında satın aldığını, satış bedelini davalıya ödediğini, dairenin 30.08.2010 tarihinde teslimi gerekirken, davalının teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutup, dairenin güncel değerine karşılık 18.000,00 TL ile mahrum kalınan kiraya ilişkin olarak 500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının satış bedelini ödemediğini, sözleşme şartlarını yerine getirmediğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; dairenin davacıya teslim edilmediği, davacının ödediği 3.500,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihi olan 21.09.2012 tarihine göre güncel değerinin 4.543,48 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.543,48 TL'nin davalıdan tahsiline, kira geliri istemli talebin kabulü ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500,00 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici gayrimenkul alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyize konu öncelikli uyuşmazlık; davaya bakmaya görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu hususunda toplanmaktadır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra "Kapsam" başlıklı 2.maddesinde; bu kanunun birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 3.maddesinde tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlamıştır
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde 3.maddede tanımları verilen satıcı ve tüketici arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 4077 sayılı Yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; taraflar arasında akdedilen harici gayrimenkul satış sözleşmesine konu taşınmazın mesken niteliğinde olduğu, davalı yüklenici şirketin satıcı, davacı alıcının tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.
Hal böyle olunca mahkemece; re'sen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin olan görev konusu üzerinde durularak, 4077 sayılı Kanunun 23.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Katip: AGK
Full & Egal Universal Law Academy