MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalı şirkete ait aracı tamir ettiğini, davalının hizmet bedelini ödemediğini, müvekkilinin toplam 18.616,88 TL alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi başlattığını, itirazla takibin durduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davaya konu aracın motorunu garanti kapsamında değiştirdiğini, yaklaşık 10.000 km sonra aracın motorunda yeniden arıza meydana geldiğini, aracın garanti kapsamında yeniden onarılması için davacı şirkete teslim edildiğini, davacının aracı onardığını, arızanın, kullanılan yakıttan meydana geldiğine yönelik rapor alıp, müvekkili aleyhine 18.616,88 TL bedelli fatura gönderdiğini, sunulan hizmetin garanti kapsamı içinde olması sebebiyle müvekkilinin fatura bedelini ödemediğini, faturayı davacı tarafa iade ettiğini savunarak; davanın reddi ile takibin iptaline, davacı tarafın, dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; araçtaki hasarın standart dışı yakıt kullanımından kaynaklandığı, garanti kapsamında olmadığı, davalının icra takibine konu fatura bedelini davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile icra takibinin 18.600,00 TL üzerinden devamına ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davalı vekilinin kabul gören temyiz itirazına gelince;
Dava; araç tamir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davasında borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilmesi için, alacaklının ilâmsız icra takibi başlatması, borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının süresi içinde açılmış olması, alacaklının talepte bulunması ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekir.
Davanın kabulü kararı, her zaman borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi anlamına gelmez. Bazı hallerde borçlunun davayı kaybetmesine rağmen, borçlu ödeme emrine itiraz etmekte haklı görülebilir. Eğer alacak likit değilse, borçlu itiraz etmekte haklıdır ve itirazın iptali davasını kaybetse dahi inkâr tazminatına mahkûm edilemez.
Genel bir kavram olarak “likit (liquide) alacak”, tutarı belli, muayyen, bilinebilir, hesaplanabilir alacak anlamındadır. Eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır.
Borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likittir.
Bu bağlamda temyize konu uyuşmazlık; takibe konu alacağın likit olup olmadığı, buna bağlı olarak da davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; icra takibinin konusu araç tamir sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin olup, davalı taraf, tamirin garanti kapsamında yapıldığını, bu sebeple fatura bedelinden borçlu olunmadığını savunmuştur. Mahkemece, bilgisine başvurulan bilirkişiler ise, dava konusu aracın motorunda meydana gelen hasarın, standart dışı yakıt kullanımından kaynaklandığını, hasarın garanti kapsamında olmadığını, davalının, davacıya 18.600,00 TL borçlu olduğunu bildirmişlerdir.
Buna göre alacak miktarı, yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporu ile saptanmış olduğundan alacak likit kabul edilemez.
Hal böyle olunca mahkemece, talep edilen icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birinci maddesindeki "...Asıl alacak miktarı olan 18.600,00 TL üzerinden % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine" ifadesinin hükümden çıkartılarak yerine "Dava, yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy