MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
...
DAVALILAR: 1- ..., 2- ...
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; miras bırakan ...'ın hayatta iken... Noterliği'nin 26/09/2003 tarih ve 17933 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetnamesi ile; gerek miras yoluyla intikal edecek ve gerekse hissedarı bulunduğu tüm gayrimenkulleri ile bilimum banka ve şubelerindeki namına açılmış mevduat hesaplarındaki tüm para, mücevher ve diğer kıymetli emtialarını, davacı ....ehine vasiyet ettiğini iddia ederek müteveffa ... adına kayıtlı olduğu tespit edilen ülke çapındaki tüm gayrimenkulların, muris ... adına olan tapu kaydının iptali ile ...Vakfı adına tescilini, ülke çapında hizmet veren tüm bankaların genel müdürlüğü nezdinde yapılacak yazışma neticesinde, vasiyetçi müteveffa'nın nam ve hesabına açılmış olduğu tespit olunan her türlü mevduat hesaplarındaki paraların ve mücevherlerin tamamının bankaya başvuru tarihindeki son bakiye miktarı itibari ile davacı ödenmesini, vasiyetnamenin bu şekilde tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davanın vasiyetnamenin tenfizi davası olup dosya kapsamından tenfizi istenen vasiyetnamenin açılıp okunmadığı MK'nun 596.maddesi gereğince öncelikle vasiyetnamenin açılıp okunması akabinde MK'nun 600.maddesi gereğince tenfizinin talep edilmesi gerekeceği, dava dilekçesinde vasiyetnamenin açılıp okunduğu hususunda açıklama olmadığı gibi mahkemece de vasiyetnamenin hangi mahkemece açılıp okunduğuna karar verildiği tespit edilemediği, vasiyetnamenin açılıp okunmasının vasiyetnamenin tenfizi davasının ön koşulu olduğu, bu ön koşul gerçekleşmediği gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
./..
-2-
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 118. ve devamı maddelerinde yazılı yargılama usulü hükme alınmıştır. Buna göre; dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir. Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez. Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlar.
Somut olayda ise mahkemece; dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiş, cevap süresi beklenmemiş, tensip ve ön inceleme tutanakları hazırlanmamış, ön inceleme yapılmamış, böylece yukarıda belirtilen HMK'nın 118 vd maddelerinde açıklanan yazılı yargılama usulüne uyulmadan, dosyada bu haliyle hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bunun yanında; Hukuk Genel Kurulu'nun 13.2.1991 gün 648-65 sayılı kararında vurgulandığı üzere, vasiyetnamenin tenfizi diye adlandırılan davalar bir aynı hakkın tesisi için değil, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesince açılan vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunun 596 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tebliğ işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra, herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği veya itirazların sonuçsuz kaldığının, bu nedenle de kesinleşmiş olduğunun tesbiti içindir.
TMK'nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin tenfizi davasında öncelikle vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir.
Somut olayda; mahkemece davaya konu vasiyetnamenin açılıp okunduğuna ilişkin dava dosyası olup olmadığı konusunda tarafların beyanları alınmamış, usulüne uygun araştırma ve inceleme yapılmamış, dosya üzerinden yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
./..
-3-
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle HMK md.118 vd. göz önünde bulundurularak usulüne uygun bir yazılı yargılama yapmak, ardından taraflara dava konusu vasiyetnamenin açılması davasının olup olmadığı konusunda bilgilerine başvurmak, gerekirse Sulh Hukuk Mahkemelerine müzekkere yazılarak böyle bir dava olup olmadığını araştırmak, şayet vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın varlığı tespit edilirse, davanın kesinleşmesini bekletici mesele yaparak, şayet vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın varlığı tespit edilmezse dava açılması için süre verilerek açılacak davanın bekletici mesele yapılarak sonuca göre karar vermek gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...