MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; dava dışı ....'nin davacı idareden sözleşme ile elektrik enerjisi kullandığını, bu şirketin turizm teşvik belgesi sahibi bulunduğunu, davadışı şirkete 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu' nun 16.maddesi ve 12/04/2002 tarih ve 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 02/04/2004 tarihine kadar bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan en düşük elektrik tarifesi uygulandığını, bu tarifenin uygulanmasından doğan gelir kaybının ( zarar ) yine 12/04/2002 tarih ve 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 4.maddesine göre ....tarafından karşılandığını, fakat Hazine Müsteşarlığı'nın 15/04/2004 tarih 28727 sayılı yazısı ile 02/04/2004 tarihinden sonraki uygulamalara yönelik olarak özelleştirme kararları doğrultusunda ... ve bağlı ortaklarına indirimli tarife uygulanmasından dolayı oluşan gelir kaybı (zarar ) nedeni ile müsteşarlık bütçesinden herhangi bir ödeme yapılamayacağının bildirildiğini, bu yazı üzerine ... bağlı ortaklığı davacı dağıtım şirketinin teşvik belgesine sahip şirketlere indirimli tarife uygulamasını kaldırdığını, bunun üzerine turizm teşvik belgesi sahibi dava dışı ... Ticaret Mahkemesi'nin .... sayılı dosyasında...Kanunu ve 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kaldırılmadığından bahisle indirimli tarifeden kaynaklanan fark bedelin istirdatı için davacı dağıtım şirketine karşı dava açtığını, mahkemenin 432.820,14 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte dava açan şirkete ödenmesine karar verdiğini, kararın ...Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takibe konulduğunu ve 852.635,00 TL icra dosyasına ödeme yapıldığını, 19.866,45 TL harç olarak mahkeme veznesine depo edildiğini, oysa ... Kanunu ve Bakanlar Kurulu kararına göre... zararının hazinece karşılanması gerektiğini belirterek; 872.501,45TL' nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
./..
-2-
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; ... özelleştirme kapsamına alınması ile bağlı ortaklığı olan davacı için de Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname' nin 35. maddesi kapsamı dışına çıktığını, işlemin ilgili ... ye aykırı olmadığını, davalıya başvuru yapılmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile; 852.501,45TL'nin; 800,000,00TL için 1/9/2010, 52.501,45TL için ise 29/11/2010 ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi' nin 18.06.2014 tarih, ... sayılı ilamı ile "...yargılamanın son oturumunda kısa karar olarak davanın 852.501,45 TL alacak talebi yönünden kabulüne karar verilmiş iken daha sonra yazılan gerekçeli kararda her ne kadar icra dosyasında yapılan 852.501,45 TL ödeme ile birlikte davacı tarafından yatırılan 19.866,45 TL onama harcı ile birlikte toplam 872.501,45 TL talep edilmiş ise de; tefhim edilen hükümde sehven 852.501,45 TL olarak tefhim edildiğinden ve tefhim edilen hükme aykırı karar olamayacağından davanın kabulü ile icra dosyasında yapılan 852.501,45 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine ..." gerekçesiyle kararın bozulduğu; bozma ilamına uyulmasına karar veren mahkemece; davanın kabulü ile, 872.501,45TL'nin 800.000,00TL' sinin 31/08/2010, 52.635,00TL' sinin 09/12/2010, 19.866,45TL' sinin 20/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın tahsiline ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı ilamı ile davacı dağıtım şirketinin, dava dışı....Ş.'ne toplam 432.820,14 TL'nı ödeme tarihlerinden itibaren değişen oranda avans faizi ile birlikte ödemesine karar verildiği, hükmün Yargıtay 19. Hukuk Dairesi' nin 22.06.2010 tarih ve ..... sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının, ...Asliye Ticaret Mahkemesi' nin...sayılı ilamı nedeni ile toplamda 872.501,45 TL ödeme yaptığı, bu meblağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceğini bildirmiştir.
Oysa ki, 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir.
./..
-3-
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Mahkemece yargılama sırasında, faiz talebi yönünden davacı tarafın davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarda bulunup bulunmadığı araştırılmamış, haksız ödeme tarihlerinden itibaren faize ilişkin hüküm kurulmuştur.
O halde, somut olayda; davalıya keşide olunan bir ihtarname bulunup bulunmadığı araştırılıp, davalı tarafın daha önceden temerrüdü yoksa dava tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy