MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin yıllarca...ikamet ettiğini, burada sebze meyve ithalat ve ihracatıyla uğraştığını, 2001 yılında ... döndüğünde müracaatı üzerine ... tarafından müvekkiline .... Kargılı Mevkiinde hazine adına kayıtlı 176 ve 177 parsellerde kayıtlı çalılık, taşlık bir yer tahsis edilerek burada projelerini uygulamasının istendiğini, müvekkiline satış işlemleri için gerekli işlemlerin yapılacağı hususunda bilgi verildiğinden; müvekkilinin 2005 yılının Mart ayında araziyi düzeltmeye ve fidan dikim işlemlerine başladığını, aynı yıl Nisan ayında gönderilen ecrimisil ihbarnamelerini ödediğini, Ağustos ayında ise müvekkiline tahsis edilen taşınmazların ihaleye çıkartıldığı; müvekkili, yapılan ihaleye katılamamışsa da ihalenin sonradan iptal edildiğini, taşınmazın müvekkili adına resmi olarak tahsisinin yapılmadığını belirterek; müvekkili tarafından ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... iş sayılı dosyası ile tespit edilen 76.801,39 TL imar ihya ve fidan maliyetine ilişkin zararının 10/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde belirttiği iddiaları kabul etmediklerini, davacının taleplerini sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerine dayandırdığını, sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda zamanaşımı süresinin zarar görenin zararını ve zenginleşen kişiyi öğrenmesinden itibaren 2 yıl olduğunu, davacının davasını süresi içerisinde açmadığını, taşınmazın hazine adına kayıtlı olduğunu savunarak; zamanaşımı ve husumet yokluğundan davanın reddini istemiştir.
./..
-2-
Mahkemece; davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı, zenginleşmenin meydana geldiği ve geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalının sözlü tahsisi ile davacının kullanımına bırakılan taşınmazlarda yapılan masrafların davalıdan talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme borçlusunun bu tadilatların yapıldığı anda ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği ileri sürülmez. Zira, vücuda getiren tarafından kullanılan muhdesatın taşınmaz malikine herhangi bir katkısı bulunmamaktadır.
Davacının taşınmazlara yaptığı faydalı ve zaruri giderleri sebepsiz iktisap hükümleri uyarınca isteyebilmesi için yaptığı giderlerin mal varlığından çıkmış ve davalının mal varlığına geçmiş olması başka bir deyişle dava konusu taşınmazları tahliye etmiş olması gerekir.
Somut olayda; mahkemece, dava konusu muhdesatların yapıldığı iddia edilen taşınmazların yukarıda belirtildiği çerçevede halen davacının zilliyetliğinde olup olmadığı, taşınmazların davalıya iade edilip edilmediği hususunda araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece; dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde olup olmadığı araştırılmalı, davacının zilyetliğinde bulunduğunun tespiti halinde davalının henüz sebepsiz zenginleşmesinin gerçekleşmediğinden; buna ilişkin zamanaşımı süresinin de işlemeye başlamadığı ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi; aksi halde, şimdiki gibi zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin hüküm tesisi gerekirken; bu husus gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeyle davanın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...