T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ: 15/06/2015
NUMARASI:
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;davacı firmanın davalı kurumun elektrik abonesi olduğunu, davalı kurum görevlilerince 20.12.2013 tarihinde davacıya ait ilgili adreste yaptıkları inceleme ve kontrol neticesinde 25.12.2013 tarih ve 06.01.2013 son ödeme tarihli 5 günlük faturada 14.574,70 TL borç tahakkuk ettirildiğini, davalı kuruma başvurmaları neticesinde ise söz konusu tahakkukun kaçak elektrik kullanımından kaynaklandığının bildirildiğini, ancak davalı kurum görevlilerince kullanım yerinde kaçak elektrik tutanağı düzenlenmediğini, davacı firmanın kaçak elektrik kullanımı olmadığını, bir an için kaçak elektrik kullandığı varsayılsa bile yapılan hesaplama ve tahakkuk ettirilen 14.574,70 TL'lik bedelin hatalı olduğunu belirterek,davacı firmanın 14.574,70 TL'lik borçtan davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı firmanın davalı kurumun özel trafo müşterisi olduğunu, davalı kurum görevlilerince yapılan kontrollerde davacının abone, sayaç veya ölçü sistemine müdahale ederek tüketimin doğru tespit edilmesini engellediğinin tespit edildiğini, kaçak elektrik kullanımının sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece;davanın kısmen kabulü ile; davacının davalıya fazladan yapmış olduğu 11.515,95TL'lik ödemenin ödeme tarihi olan 09.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan istirdadına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK'nun 4.maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır.Anılan maddenin 1.fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda..."sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.
26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davaya konu uyuşmazlığın davacı şirkete davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen kaçak elektrik kullanım bedelinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu düşünülerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.