MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;tarafların dolmuş ve taksilere televizyon ekranı yerleştirmek suretiyle firmaların sesli, görsel reklam filmlerinin pazarlanması ve satışı hususunda 15.12.2012 tarihinde anlaştıklarını ve çalışmaya başladıklarını,proje sahibinin davacı olduğunu, aralarındaki anlaşma uyarınca davalının ortağı olduğu firmanın ana sözleşmesinde faaliyet konusuna uygun ve gerekli değişiklikleri yaparak ticaret siciline tescil ile ticaret sicil gazetesinde ilan ettirdiğini, yine aradaki anlaşma uyarınca davalı firmaya ait ... plakalı aracın belirtilen faaliyetin ifası için müvekkili tarafından kullanılacağının kararlaştırıldığını,ancak bir süre sonra aracın bir başka firma adına kayıtlı olması, ortaklık faaliyetinin ise bir başka firma adına icra edilmesi sorun yarattığından davacının belirtilen aracı rayiç bedeli mukabilinde davalıdan satın almak istediğini ve tarafların bu hususta anlaştıklarını, anılan aracın alım- satım bedeli olan dava konusu 26.500,00 TL'nin davacı tarafından davalının banka hesabına nakden ve def' aten ödendiğini, davalının ise aradaki anlaşmaya aykırı davranarak aracın satış ve devir işlemlerini yapmaması ve sair taahhütlerini de ifa etmemesi üzerine taraflar arasındaki iş ilişkisi ve ticari çalışmaların sona erdiğini,ancak davalının belli bir amaç için davacıdan tahsil ettiği nakdi iade etmediğini, söz konusu bedelin tahsili için davalı hakkında...Müdürlüğü' nün... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını,davalının takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının iddialarının doğru olmadığını, taraflar arasında pazarlama ya da satış hususunda herhangi bir anlaşma olmadığını,davacının banka havalesi ile gönderdiği ödemenin ise davalıya olan borcunun ödenmesine ilişkin olduğunu, davacının davalıdan satım ilişkisi nedeni ile alacaklı olduğunu yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile davalı lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece;davanın kısmen kabulü ile,....İcra Müdürlüğü'nün 2013/14682 sayılı dosyası ile girişilen icra takibine davalının itirazının iptali ile asıl alacak 26.500,00 TL, işlemiş faiz 1.509,41.-TL toplamı üzerinden takibin devamına;asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
./..
-2-
Dava;harici araç satışından kaynaklı alacağa yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davada, davacı tarafından davalıya banka havalesi ile gönderilen paranın sebepsiz zenginleşme kurallarına göre tahsili talep edilmektedir.
Borçlar Kanunu’nun 457 vd. (TBK.nun 555 vd) maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Havale kavramı hakkında geniş bilgi için bkz: ... ...; Yargıtay’ın bu konudaki uygulamasına örnek olarak: ... Dairesi’nin 28.9.1992 gün ve ...sayılı kararı).
Nitekim yukarıda ifade edilen ilke ve esaslar Hukuk Genel Kurulu'nun ... sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.
Somut olayda;davacının davalıya 30.04.2013 tarihinde gönderdiği 26.500,00 TL'lik ödemenin araç alım bedeline ilişkin olduğu yönündeki iddiası davalı tarafça kabul edilmemiş,aksine davalı söz konusu ödemenin davacının kendisine olan borcunun ifası amacı ile gönderildiğini savunmuştur.
Davalının gönderilen paraların tahsil edildiği yönünde bir itirazı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının iddia ettiği gibi davacı tarafından davalıya havale ile gönderilen ödemenin davacının davalıdan daha öncesinde aldığı bir borcun ödenmesine ilişkin olup olmadığı ve buna bağlı olarak ispat yükünün hangi tarafta olduğu konusunda toplanmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine karşısında, davacı taraf, davalı tarafa yapılan söz konusu 26.500,00 TL'lik ödemenin davalı ile aralarındaki araç alım-satım ilişkisinden kaynaklandığını kanıtlamakla yükümlüdür;buna bağlı olarak, davalı savunmasını ispat ile yükümlü olmayacaktır.
Başka bir ifadeyle, havale kavramından hareketle yapılacak değerlendirmeye göre de, somut olayda iddiasını kanıtlama yükümlülüğü yine davacı tarafa aittir.
Hal böyle olunca mahkemece;yukarıdaki yasa hükümleri ve açıklamalar gözetilmek suretiyle ispat yükünün davacıda olduğu nazara alınarak davacının ''yemin'' deliline de dayanmadığının anlaşılması karşısında davacının iddiasını ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken,eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy