MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;davacı şirketin ahırlı soğuk hava deposu işlettiğini ve davalı kurumun elektrik abonesi olduğunu, davacı şirketin söz konusu depoda çevre köy ve kasabalardan topladığı elmaları ücret karşılığı muhafaza ettiğini, davalı kurumun 11.02.2011 tarihinde söz konusu soğuk hava deposunun elektriğini kestiğini ve bu nedenle depoda bulunan elmaların zarar gördüğünü, bu kesinti nedeniyle depoda muhafaza edilen elmalarda oluşan zararın ise 15.02.2011 tarihinde yaptırılan delil tespiti ile belirlendiğini belirterek, 31.400,00 TL'lik zararın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usul yönünden görev, yetki ve zamanaşımı itirazları bulunduğunu; esas yönünden ise,davacının iddia ettiği tarihte elektrik kesintisi bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, yine soğuk hava deposu olarak kullanılan bir yerin jeneratörünün bulunması gerektiğini, eğer var ise devreye girmeme nedeninin bilinmediğini, öncelikli olarak elektrik kesintisi olup olmadığının net bir şekilde ortaya konulması ve bu durumun kaynağının tespit edilmesi gerektiğini, tesisatın mevzuata uygun olup olmadığının araştırılması ve yine davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; tespit edilen zarar miktarı olan 31.400,00 TL'den %20 indirim yapılarak 25.120,00 TL maddi tazminatın 18.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK'nun 4.maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1.fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda..." sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir.
26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1.fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4.fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davaya konu uyuşmazlığın davacı şirketin soğuk hava deposunda bulunan ürünlerde davalı elektrik şirketinin yaptığı elektrik kesintisi nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zarar bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu düşünülerek, davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy