MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet vwe ev eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu, bir araya gelmenin mümkün olmadığını, evlendikleri sırada 6 adet 20 gramdan 120 gr altın takıldığını, bu takıları davalının aldığını belirterek, düğünde takılan 6 adet 20 şer gramdan 12 gr bileziklerin bedelinin ve yine düğünde kendi babası tarafından yapılan ev eşyalarının tarafına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında; ev eşyalarına ilişkin talebin kabulüne karar verilmesinde rızasının bulunduğunu, ziynet eşyalarına ilişkin talepleri ise istenilen ziynet eşyaları davacı ile birlikte harcamış olduklarından kabul etmediğini belirterek, bu yönden açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, ev eşyaları yönünden 1 adet yatak odası halısı, 2 adet büyük halı, 1 adet yatak örtüsü, 5 adet yorgan, 12 adet yastık, 1 adet sandık, 5 camlık tül, 1 adet yer yatağı, 12 adet yemek tabağı, 12 adet çorba kasesi, 1 adet düdüklü tencere, 1 adet çelik tencere seti, 24 adet kaşık ve 24 adet çatal'ın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ziynet eşyaları yönünden 6 adet 18 gramlık 22 ayar altın bileziğin dava tarihindeki alış fiyatı olan 9.018,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, ziynet eşyası alacağına ilişkindir.
1-) Dosyanın incelenmesinden, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakıldığı ve sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç olmak üzere) (TMK.nun m.118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır.
Bu durumda, Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16/11/2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı)
Bu açıklamalar karşısında, davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazlı bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığı, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
.
Full & Egal Universal Law Academy