MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davacı ... yönünden feragat nedeni ile reddine davacı ...'in davalılar ..., ..., ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davacı ...'in davalı ... hakkındaki davasının husumet nedeni ile reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesi ile; tarafların kardeş olduğunu, murislerinin 07.10.2002 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakanın, Beydağ ilçesinde ticaretle uğraştığını, çok zengin bir kimse olduğunu, murisin vefat tarihinde Beydağ'daki işyerinde bulunan çelik kasanın kendilerinden habersiz davalılar tarafından açıldığını, kasada altın, yabancı para, çek ve senetler bulunduğunu, ayrıca; terekeye dahil olan sığır derisi, oğlak derisi, koyun derisi, incir ve canlı büyük baş hayvan bulunduğunu, davalıların bunları kendi tasarruf ve zilyetliklerine geçirdiklerini iddia ederek miras hisselerine karşılık olmak üzere her bir davacı için (fazlaya ilişkin hak saklı tutularak) 63.200.000.000 lira alacağın davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılardan Hatice, yargılama sırasında davasından feragat etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; sebepsiz zenginleşme olgusuna dayalı davada bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, murise ait kasadan çıkan miktarın davacı tarafından ileri sürülen kadar olmadığı gibi bekar olan kardeşlerinin düğün ve ev masrafları ile murisin vergi borcuna harcandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; sığır derisi, oğlak derisi, koyun derisi, incir ve canlı büyükbaş hayvanlarla ilgili talebin taraf muvazaasına dayandığı taraf muvazasının yazılı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle belirtilen taleplerle ilgili davanın reddine, murisin kasasından çıkan menkul mallara (6kg külçe altın, 148 milyar değerinde yabancı para, çek, senet) ilişkin
taleblerin ise, sebepsiz iktisap hukuksal nedenine dayandığı, sebepsiz iktisap davaları için kanunda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 28.04.2009 tarih ve 2009/4948-7569 sayılı ilamı ile; "dava miras sebebiyle istihkak davası olmayıp davacı muristen intikal eden para ve altındaki miras payını istemektedir.
Talebin adi istihkak olması itibarıyla dava genel zamanaşımı olan 10 yıl zamanaşımına tabidir. Kaldı ki sebepsiz zenginleşme davalarında bir yıllık zamanaşımı süresi, zarar görenin, mal varlığındaki eksilmeye yol açan eylem veya işlemin haksız olduğuna kesin olarak kani bulunduğu ve mal varlığındaki eksilmenin miktarı ile haksız edinenin kim olduğunun tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Davacı taraf, dava dilekçesinde; dava konusu murise ait çelik kasanın kendilerinden habersiz açılmasını yeni öğrendiklerini belirtmiş, bunun aksini ise davalılar iddia ve ispat etmemişlerdir. O halde, davacı tarafın kasa ile ilgili taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir.
Öte yandan, davalılar savunmalarında; miras bırakana ait olduğunu ve miktarını belirttikleri kasadan çıkan altın ve paraların, bekar olan kardeşlerine harcandığını savunmuşlar ise de; terekeye ait bir malın tüm mirasçıların muvafakatı alınmadan tasarruf edilmesi doğru bulunmamıştır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; davacı taraf, açılan kasadan çıktığını iddia ettiği altın ve paraların miktarını ispat edememiş olduğuna göre; davalıların savunmalarında belirttikleri miktarlar üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, çıkan altın ve dövizlerin parasal (TL) karşılığını saptamak; davalıların, murisin borçlarıyla ilgili ödediklerini beyan ettikleri miktarı, belirlenen terekeye ait miktardan mahsup etmek, bakiyesinden davacının miras hissesine düşen kısmın tahsiline yönelik hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile ayrı ayrı 1.693,22'şer TL'nin davalılardan tahsili ile davacı ...'ya verilmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiş olup, hükmün, taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizin 17.06.2013 tarih, 2013/9783 E.- 10195 K.sayılı ilamı ile “....Somut olayda, mahkemenin ilk hükmü zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkindir. Taraflar arasındaki ihtilafı çözücü nitelikte esas hakkında verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle esasa yönelik olarak belirtilen bozma nedenleri bu hususta mahkemece verilmiş bir karar bulunmadığından ötürü davalı lehine usûli müktesep hak oluşturmaz.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Tarafların murisinin sağlığında ticaret ve hayvancılıkla uğraştığı, 07.10.2002 tarihinde vefat ettiğinde dava dilekçesinde bildirilen miktarda mal-para-altın-döviz bıraktığı ileri sürülmektedir. Bu husus duruşma sırasında dinlenen davacı şahitlerinin beyanlarından da anlaşılmaktadır. Nitekim, babalarından kaldığı iddia olunanların paylaşılmadığı, davalıların tasarrufunda kaldığı tüm dosya kapsamı ile de sabittir. Muristen hangi malların kaldığını ispat için tereke tespiti yaptırılmasına, malların muhafaza altına alınıp defterinin tutulmasına veya taksimi için dava açılmasına da gerek yoktur. Öyle olunca davacı davalılarda kalanlara ilişkin olarak payına düşen kısmı istemekte haklıdır.
Mahkemece, dosyadaki şahit beyanları diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek davacının yemin deliline dayandığı da gözetilerek muristen kalanların miktarı belirlenip, bunların dava tarihindeki değerinden davacının payına düşen kısmın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararına karşı davalılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş olup; Dairemizin 05.12.2013 tarih, 2013/17394E-17301K sayılı ilamında “Somut olayda, mahkemenin ilk hükmü zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkindir. Taraflar arasındaki ihtilafı çözücü nitelikte esas hakkında verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle esasa yönelik olarak belirtilen bozma nedenleri bu hususta mahkemece verilmiş bir karar bulunmadığından ötürü davalı lehine usûli müktesep hak oluşturmaz.” gerekçesiyle bozulmuştur. Ancak; mahkemenin 14.10.2008 tarih ve 2004/116 E, 2008/115 K. sayılı ilk kararında "...sığır derisi, oğlak derisi, koyun derisi, incir ve canlı büyükbaş hayvanlarla ilgili talepler taraf muvazaasının yazılı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiş ve belirtilen taleplerle ilgili red kararı Dairemizin 28.04.2009 tarih, 2009/4948 E.-7569 K.sayılı bozma ilamına konu edilmeyerek (sair temyiz itirazlarının reddi kararı ile) kesinleşmiştir ve davalılar yararına usuli müktesep hak oluşturmuştur.
Bu durumda Dairemizin 17.06.2013 tarih, 2013/9783 E.-10195 K.sayılı ilamı ile kesinleşmiş talepleri de (sığır derisi, oğlak derisi, koyun derisi, incir ve canlı büyükbaş hayvanlarla) kapsayacak şekilde sehven bozma kararı verildiği anlaşılmıştır
O halde mahkemece; kasadan çıkan menkullerle (para, altın, döviz, ziynet eşyaları..) ilgili davacının yemin deliline dayandığı da gözetilerek muristen kalanların miktarı belirlenip, bunların dava tarihindeki değerinden davacının payına düşen kısmın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.'' gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; Davacı ...'in davasının feragat nedeni ile reddine, davacı ...'in, davalı ... hakkındaki davasının husumet nedeniyle reddine, davacı ...'in, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davasının kısmen kabulü ile; 1.693,22 TL nin (her bir davalıdan ayrı ayrı) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozmaya uygun karar verilememiştir. Şöyle ki;
Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep(kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.
Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Somut olayda; mahkemece uyma kararı verilen Dairemizin bozma ilamı uyarınca kasadan çıkan menkullerle (para, altın, döviz, ziynet eşyaları..) ilgili davacının yemin deliline dayandığı da gözetilerek muristen kalanların miktarı belirlenip, bunların dava tarihindeki değerinden davacının payına düşen kısmın davalılardan tahsiline karar verilmesi hususunda usuli müktesep hak oluşmuştur.
Ne var ki mahkemece; bozma ilamına uyulma kararı verilmiş ancak; muristen kalan malların murisin ölüm tarihindeki değerinin tespit edildiği biilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm kurulmuştur. Böylece bozma gereği yerine getirilmeden, yanılgılı değerlendirme ile muristen kalan malların dava tarihindeki değerlerinin belirlenmemesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy