MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 10.05.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili ...geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait işyerine, ortalama aylık 350,00 TL elektrik faturası kesildiğini, müvekkil tarafından düzenli olarak fatura ödemeleri yapıldığını, müvekkilinin işyerine 25/06/2013-17/07/2013 dönemine ait 27.302,00 TL miktarında elektrik borcu doğduğuna ilişkin olarak 15/09/2014 tarihinde ihtarname tebliği edildiğini, bu fahiş miktar üzerine müvekkilinin davalı şirkete birden çok kez dilekçe vererek bu borca itiraz ettiğini, davalı şirketin müvekkiline göndermiş olduğu borcun ödenmesine ilişkin ihtarnamede borcun hangi dönemlere ait olduğu ve elektrik tüketiminin dönemsel olarak ne miktarda olduğunu gösterir herhangi bir evrak ya da fatura sunmadıklarını, davaya konu 27.302,00 TL olan elektrik faturasının iptaline, davacının davalı şirkete borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin, davalı tarafından 2009 yılının Haziran ayında tanzim edilen faturada belirtilen şekilde yüksek derecede bir elektrik tüketiminin müvekkili tarafından yapılmadığına ilişkin olarak ileri sürülen vakıanın menfi bir vakıa olduğu, menfi bir vakıanın ispatına usulen olanak bulunmadığı, buna karşılık davacının söz konusu elektrik tüketimini yaptığı yönündeki müspet vakıayı ispatı yükünü davalı ....'ın taşıdığı, ancak davalının, davacı ...'in söz konusu elektrik tüketimini yaptığına yönelik herhangi bir delili dosyaya sunmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 25.06.2013 ve 17.07.2013 dönemine ait olan elektrik borcu nedeniyle davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine ve 25.06.2013 ve 17.07.2013 tarihlerini kapsayan faturanın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hüküm veremez (HMK md.27). Yasanın bu hükmü yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve davanın sonuçlandırılabilmesi için konulmuştur. Bu nedenle, taraf teşkilinin sağlanması ve davalının savunma hakkını kullanması kamu düzeni ile ilgili olmakla mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)
Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin, dava dilekçesini ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükmü gereğidir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların davadan ve duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Yine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ilk derece yargılamasını aşamalara ayırmıştır.
Bu aşamalar:
a)Dilekçelerin karşılıklı verilmesi,
b)Ön inceleme,
c)Tahkikat,
d)Sözlü yargılama,
e)Hüküm olmak üzere beş aşamadan oluşmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun “Dördüncü Bölüm’ünde düzenlenen öninceleme aşamasının amacı, tahkikat aşamasına geçmeden önce gerekli hazırlıkların yapılması, bu suretle gerek mahkeme gerekse de tarafların davaya tam bir hakimiyet ile davanın uzamasına sebep olacak nedenlerden arınmış olarak tahkikat aşamasına geçmesini sağlamaktır (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s.375-376; Ermenek, İbrahim: “Hukuk Muhakemeleri Kanununa Göre Ön inceleme”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, Y. 2011, s. 145-146).
Konuyla ilgili düzenlemelere göz atıldığında, 6100 sayılı HMK’nun 137.maddesinde, ön incelemenin kapsamı; 138.maddesinde ön inceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar; 139.maddesinde ön inceleme duruşmasına davet ve 140.maddesinde yapılması zorunlu olan ön inceleme duruşması düzenlenmiştir-
Ön inceleme aşamasında yapılacak işlemelere bakıldığında; ön incelemenin efektif bir tahkikatın ön şartı olarak kabul edildiği söylenebilir (Ermenek, s. 146). Nitekim, HMK m,137/2’de “ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği” düzenlenmiştir. Bu düzenleme emredici nitelikte bir düzenlemedir. Gereksiz duruşmalara ilişkin uygulamadaki eski alışkanlıkların devam etmesinin kesin olarak önüne geçilmesi amacıyla Kanun koyucu, ön inceleme aşaması tamamlanmadan ve bu aşamada alınması gereken kararlar alınmadan tahkikat aşamasına geçilmesini ve tahkikat için duruşma günü belirlenmesini kesin bir ifade ile yasaklamıştır (Pekcanıtez/ Atalay/Özekes, s.375-376).
Bu açıklamalar nazara alındığında; dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra, öncelikle dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazların incelenerek bu konular hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi; dosya üzerinden karar verilemeyen dava şartları ile ilk itirazlar hakkında karar verilmek ve diğer ön inceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesi, 6100 sayılı HMK 137 ve 140.maddelerine göre ön inceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra, tahkikat duruşmasına geçilmesi gerekir.
Yine mezkûr Kanunun 147.maddesinde; "Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflar gönderilecek davetiye de, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir." hükmüne yer verilmiştir.
Tüzel kişi adına çıkarılan tebligat, tüzel kişinin adresinde Tebligat Kanunu'nun madde 12 ve 13, Tebligat Yönetmeliği madde 20-21 hükümlerinde öngörüldüğü şekilde yetkili temsilcisine yapılır. Tüzel kişinin birden fazla yetkili temsilcisi varsa, tebligat bunlardan sadece birine yapılır. Bu kişilerin bulunmadıkları tebligat memuru tarafından tevsik edildiği takdirde hazır olan şirket memur ve müstahdemlerine yapılır. Şirketi temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilip tebligat tutanağına yazılmadan, şirkette çalışan kişiye doğrudan tebligat yapılamaz. Aksi halde usulsüz tebligat söz konusudur.
Somut olayda, dava dilekçesi ... Tekinyer Hukuk Müşavirliği avukat" ifadeleri ile davalı tarafa tebliğ edilmiş, 21.04.2015 tarihli ön inceleme duruşma günü tebliği ise "Kurum yetkilisi Akın Ay" imzasına tebliğ edilmiştir. Mahkemece, 21.04.2015 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında, ön inceleme duruşmasının 23.06.2015 tarihine bırakılmasına karar verilmiş, buna ilişkin davalı tarafa tebligat yapılmamış, yeni belirlenen ön inceleme duruşmasında mahkemece esas hakkında karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasında tebliğ yapılan şahsın davalının yetkili temsilcisi olup olmadığı belli değildir. Bu haliyle usulsüz tebligat söz konusudur. Ön inceleme duruşma tarihinin tebliğine ilişkin tebligat parçasında kurum yetkilisi olarak belirtilen şahsın davalı tarafın temyiz dilekçesine ekli belgelerden anlaşıldığı üzere davalı şirketin yetkilisi olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, mahkemece ön inceleme duruşmasının ertelenmesine karşın davalı tarafa yeni öninceleme duruşma tarihinin bildirilmemesi, tahkikat günü belirlenip davalının haberdar edilmemeside göz önüne alındığında davalıtarafın hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
Öyle ise, mahkemece; bu ilkeler gözetilerek, davalı tarafa usulünce tebligat yapılıp, taraf teşkilinin sağlanmasından sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yapılan yargılama sonucu hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.